Akılcı Duygusal Davranış Terapisi

05.12.2020
480
Akılcı Duygusal Davranış Terapisi

Albert Ellis Kimdir?

Albert Ellis 27 Eylül 1913’te Pensilvanya’da doğmuştur, New York’ta büyümüştür. Babası yoğun bir iş hayatına sahip olduğu için eve çok uğrayıp ailesine vakit ayırmamıştır. Annesinin bipolar bozukluğu vardır, dalgın ve ilgisiz bir annedir. Ellis böbrek sorunu nedeniyle dokuz yaşına kadar birçok kez hastaneye yatırılmıştır. Bu süreç boyunca kitaplara yönelmiştir ve bu durum bir bilim adamı olmasının temellerini atmıştır. Birçok açıdan zorluklarla dolu bir çocukluk geçirmiş ve bu olumsuz durumlarla kendi kendine baş etmeyi öğrenmiştir. Bu durum için de “Ben aslında kendim için bir terapist olarak doğdum” demiştir.

Ellis 19 yaşına kadar kadınlara karşı çok utangaç ve mesafeli olsa da 20 yaşında bir ayda 100 kadınla görüşerek kadınlara karşı utangaçlığını yenmiştir. Bir kaç defa evlilik yapsa da çocuk sahibi olmak istememiştir. Bunun sebebi ise işe öncelik vermesi ve çocuğa ayıracak kaliteli ve nitelikli bir vaktinin olmamasıdır.

Evlilik, aile ve seks terapisi üzerine çalışmalar yapmıştır. 1959’da Akılcı Yaşam Enstitüsü’nü kurmuştur. Burada bireysel ve grup terapisi, halkı ruh sağlığı konusunda bilgilendirmiştir. 1962 yılında Psikoterapide Akıl ve Duygu adlı çalışmasını yayınlayarak akılcı duygusal terapiyi resmen ilan etmiştir. Bu çalışma akılcı duygusal terapinin ilk profesyonel çalışmasıdır. 1976 yılında seks eğitimcisi ve seks terapisti ödülünü almıştır. 24 Temmuz 2007’de hayatını kaybetmiştir.

PDR ÖABT-Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi

Kuramın Tarihçesi

Ellis psikanaliz eğitimi almış ve bir süre bu alanda çalışmıştır. ancak Freud’un önermeleri ona uymamıştır. Daha sonra eklektik olarak farklı terapi biçimlerini denemiştir. Bu yöntemleri de etkili bulmamıştır. Stoacı felsefenin “İnsanların rahatsızlığının nedeni olaylar değil, insanların olaylara bakışıdır görüşünü temel alarak kendi kuramını kurmuştur. Kuramının adını ilk olarak 1955 yılında “Akılcı Terapi” koymuştur. Daha sonra Akılcı Terapi isminin eksik olduğunu düşünerek 1961’de “Akılcı Duygusal Terapi” olarak değiştirmiştir. Ellis kuramında kullandığı bilişsel yöntemler nedeniyle kuramında “Bilişsel” isminin geçmesini istemiştir fakat bu isim daha önce kullanıldığı için geç kalmıştır. Davranışçı perspektif üzerinde yaptığı uygulamalar nedeniyle de son olarak 1933’te “Akılcı Duygusal Davranış Terapisi” olarak değişmiştir.

Kuramın Temel Felsefesi

  • Kuramının en temelinde stoacı felsefenin filozoflarından Epiktetüs’ün “İnsanların rahatsızlığının nedeni olaylar değil, olaylara bakış açısıdır” görüşü yatmaktadır.
  • Duygu, düşünce ve davranışlar insanın kendi kontrolündedir. Yani duygu, düşünce ve davranışlar insanı kontrol edemez ancak insanlar bunları kontrol edebilir. Ellis bu görüşüyle Psikanalitik kuramın tam tersi bir görüş ileri sürmüştür.
  • İnsanlar kendi gerçekliklerini kendileri yaratırlar ve kişinin davranışını belirleyen faktör kişinin gerçeklik algısıdır. İlk madde de söylediğimiz gibi kişi kendi inancını, kendi bakış açısıyla yaratır.
  • Davranış üzerinde biyolojik faktörler çevresel faktörlerden daha büyük bir paya sahiptir. Biyolojik faktörler %80, çevresel faktörler ise %20 davranış üzerinde etkilidir.
  • Doğuştan gelen (biyolojik) özellikler değişebilir ama bu çok zordur.
  • İnsan doğası nötrdür. İnsanlar kendini gerçekleştirme peşindedir. İnsanlar hem akılcı hem akılcı olmayan bir potansiyele sahip olarak doğarlar. Mesela kendilerine zarar verici şekilde davranabilirler aynı zamanda mantıklı, dengeli ve gerçekçi davranışlarda sergileyebilirler. Bunun dışında kültürde kişinin mantık dışı düşünme eğilimini artırmaktadır.
  • Davranış ile kişi özdeşleştirilmemelidir. Ellis davranışın kötü olduğunu kişinin kötü olmadığını ifade eder. Örneğin kişi öfkeyle çevresine zarar veren davranışlarda bulunuyorsa kişi değil davranış zarar verici olduğu için davranış kötüdür.

İnsanların Motivasyonları

  • Ellis insanların hayatta kalmayı ve makul ölçüde mutlu olmayı hedeflediğini ileri sürmektedir. Burada bahsedilen makul ölçü görecelidir. Bu konuda çokça tartışma yapılabilir.
  • İnsanlar uzun dönemli hedonist olmalıdır.
  • Hedonist: acıdan kaç, zevki ara
  • Ellis kişinin acıdan kaçıp zevki arayarak motive olduğunu ileri sürer.

Kuramın Temel Kavramları

  1. A-B-C Kişilik Kuramı
  2. İnançlar
  3. Amaçlar
  4. İnsan Değeri ve Kendini Koşulsuz Kabul
  5. İkincil Rahatsızlıklar

1- A-B-C Kişilik Kuramı

A-B-C Kişilik Kuramı
A-B-C Kişilik Kuramı

  • A-B-C ingilizce Activating Event- Beliefs- Conclusions kelimelerinin baş harflerinden gelmektedir.
  • A= Bir olgu yada olayın varlığı, kişinin davranışı vb.
  • B= A durumuna dair olan inançlar
  • C= Duygusal ya da davranışsal sonuç
  • A, C’ye neden olmaz, C’yi ortaya çıkaran A hakkındaki inançlarımız yani B’dir.

Eğer kişinin A durumu için akılcı olmayan, mantıksız inançları varsa, C noktasında kişinin istemediği, kişi için hoş olmayan davranışlar yaşar. Akılcı duygusal davranış terapisinin amacı B noktasındaki A’ya dair olan akılcı olmayan inançları, akılcı olan inançlarla değişmektir.

Örnek:

Betül sınavdan düşük not aldı. -> Olay A

Betül’ün sınavdan düşük not almasına dair inancı:

Ben beceriksizim
Ben gerizekalıyım
Ben zaten hiçbir şeyi anlamıyorumOlay hakkındaki inançlar (B) “Akılcı olmayan inanç
Bütün arkadaşlarıma rezil oldum

Betül’ün inançlarının sonucu:

Betül ben zaten beceriksizim, çalışsam da çalışmasam da düşük not alıyorum düşüncesine inanarak artık ders çalışmaz
Betül hiçbir şey anlamadığına inanarak artık derslere katılmaz.Sonuç (C) “istenmedik sonuç
Betül arkadaşlarına rezil olduğunu düşünerek çok üzülür ve utanır.

Örneğimizdeki sonuç (C), akılcı olamayan inancın (B) sonucudur. Terapinin amacı işte bu akılcı olmayan inancı, akılcı olan inançla değişmektir.

Betül’ün sınavdan düşük not almasına dair inancı:

Bu benim beceriksiz olduğum anlamına gelmez
Bu benim geri zekâlı olduğum anlamına gelmez
Aslında daha çok çalışsam daha iyi anlarımAkılcı olmayan inançlar akılcı olan inançlarla değişti
Herkes düşük not alabilir neden rezil olayım ki
Bir daha ki sınavda telafi ederim

Terapi akılcı olmayan inançları akılcı olan inançlarla değiştiği için sonuçta (C) değişecektir.

Betül’ün inançlarının sonucu:

Sıkı çalışırsam notumu yükseltirim
Derslerden kaçarak değil daha çok derslere katılarak durumu telafi edebilirimAkılcı inançlar istendik sonuçları ortaya çıkardı.
Telafi edebileceği inancı umut duygusu doğurur

2- İnançlar

  • İnançlar kişi için özel bir anlamı olan imge ve sembollerdir.
  • Yaşam felsefesini belirler.
  • İnançlar hem bilinçli hem bilinçdışı çalışabilir, bu yüzden kişi bunların farkında olmayabilir.
  • Akılcı duygusal davranış terapisinde inanç sistemi, akılcı ve akılcı olmayan inançlar olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Akılcı İnançlar: Gerçeklikle tutarlı, mantıklı ve esnektir. Kişiyi istendik sonuçlara götürür. Kişinin kendine etkili biçimde yardım etmesini sağlar.
  • Akılcı Olmayan İnançlar: Mantık dışı, katı ve aşırı genellemelere neden olmaktadır. Kişiyi istenmedik sonuçlara götür. Kişinin kendisine zarar verir.

Aşağıdaki tabloda daha net bir şekilde akılcı ve akılcı olmayan inançların genel özeliklerini ifade edeceğiz. Karşılaştırma şeklinde olacağı için daha anlaşılır olacaktır.

AKILCI İNANÇLARAKILCI OLMAYAN İNANÇLAR
Gerçeklikle tutarlıdır, gerçekçidirGerçeklikle tutarlı değildir
Kanıtlar tarafından desteklenebilirYanlıştır, hatalı çıkarımlara yol açar
MantıklıdırMantık dışıdır, katıdır
Mutlak emirler değildirEmirler ve zorunluluklardan oluşur
Katı değil, esnektirSıklıkla aşırı genellemelerden oluşur
İstekler, dilekler, beklentiler ve tercihlerden oluşurDepresyon, öfke, kaygı gibi sağlıksız olumsuz duygulara yol açar
Duygusal, davranışsal ve bilişsel sonuçları işlevseldirDuygusal, davranışsal ve bilişsel sonuçları işlevsel değildir
Bireyin amaçlarına ulaşmasında yardımcı olurlarBireyin kendi amaçlarına ulaşmasını engeller
Akılcı ve Akılcı olmayan inançlar

Akılcı olmayan inançlar üç grupta ela almak mümkündür.

  1. Kişinin kendisine dayatmaları: Kişinin her durumda ve her zaman en iyisini yapması gerektiğine dair düşüncesidir. Başarısızlık sonucunda kişinin kendini yetersiz, değersiz ve kötü görmesi muhtemeldir.
  2. Kişinin başkalarına karşı dayatmaları: Kişinin diğer insanlara karşı mükemmeliyetçi düşünceleridir. Diğer insanlar her zaman her şeyin en iyisini en mükemmelini yapmak zorundadır aksi taktirde onlar kötü insandır algısı.
  3. Yaşama ilişkin dayatmaları: Kişinin yaşam koşulları, çevresi ve diğer şartlarının iyi olması gerekir. Aksi taktirde hayat çekilecek bir durum değildir, yaşam kötüdür.

3- Amaçlar

İnsan amaçlı bir varlıktır. İnsanın davranışları amaçları doğrultusunda şekillenir. İnsanlar birçok amaca sahiptir. Bu ortak amaçlar;

  • Başarılı olmak
  • Sevilmek
  • Rahat etmek

İnsanlar bu amaçlara ulaşabilmek için çaba sarf eder. Ve bu çabalarda bireyin davranışlarını oluşturur.

4- İnsanın Değeri ve Kendini Koşulsuz Kabul (İnsanın Doğası)

İnsanın değeri kısmında kişinin kendini ya da bir başkasını tamamen iyi yada kötü görmesi doğru değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi insan doğası nötrdür. İnsanın özü ne iyidir ne de kötüdür. İnsanların içinde bir parça iyilik, bir parça da kötülük vardır. İnsanlar hem mantıklı hem de mantıkdışı düşünme potansiyeline sahip olarak doğarlar. İnsanlar hem olumlu hem de olumsuz şeylere eğilimlidir. Bu olumsuz eğilimler genelde kültür ve aile tarafından pekiştirilir. Çünkü bireyin çocukluğunda ailesi ve kültürü tarafından kendisi veya başkaları hakkında sert ve katı şeyler düşünmesi öğretilir. İyi kötü kavramı da kültürden kültüre ve bağlamdan bağlama farklılık gösterebilir.

İnsanın kendisi ile davranışı tamamen ayrı şeylerdir. Bireyin davranışı kötü diye bireye kötü diyemeyiz. Birey kötü bir davranış sergilediğinde, kötülüğü bireye değil davranışa yüklememiz insan doğasına daha uygundur. Davranışı ve bireyi ayrı ayrı değerlendirmek daha akılcıdır.

Kendini koşulsuz kabul ise iki yolla kazanılabilir:

  • İnsan olarak değerli olduğuna inanmak
  • Değer biçmeyi tamamen bırakmak (başkalarına ilişkin)

Bu kurallar bireyin kendisi kadar başkaları için de geçerlidir. Kişi başkalarını koşulsuz kabulde kendine uyguladığı standardı başkalarına da uygulamalıdır. Ve birey rahatsızlığını minimum düzeye indirmek için yaşamı koşulsuz kabul etmesi gerekir. Kısacası birey ruhsal açıdan daha sağlıklı olabilmesi için kendini, başkalarını ve yaşamı koşulsuz kabul etmesi gerekir. Ve bu koşulsuz kabul akılcı olmayan inançlarla baş etmenin bir yoludur.

5- İkincil Rahatsızlıklar

A-B-C döngüsünün tekrar etmesi olduğunu söyleyebiliriz. Yaşanan bir sonucun (C), yeni bir olaya (A) dönüşmesidir.

Betül sınavdan düşük aldı.Olay(A)
Annesi Betül’e bağırdı, Betül bu duruma katlanamadı.Sonuç(C)
Betül’de annesine bağırdıSonuç(C) yeni bir olaya(A) dönüştü.
Betül bağırdığı için pişman oldu.Yeni olayın(A) sonucu(C)

Kuramın Temel İlkeleri

  • Biliş insan duygusunun en yakın ve tanımlanabilir belirleyicisidir. Yani insanlar düşündüğü gibi hisseder. Olaylar, durumlar ve diğer insanlar bizim kendimizi iyi ya da kötü hissetmemize neden olmazlar. Buna bilişsel olarak biz kendimiz neden oluruz.
  • Akılcı olmayan düşünce , sıkıntının temel belirleyicisidir. Sağlıklı olmayan duygu durumları ve psikolojik rahatsızlıklar akılcı olmayan düşüncenin bir sonucudur.
  • Düşündüğümüz gibi hissediyorsak, rahatsızlıkların ve sıkıntıların sebebi de akılcı olamayan düşüncelerse; bu düşünce değiştirilerek rahatsızlık ve sorun ortadan kaldırılabilir.
  • Biyolojik ve çevresel çoğu faktör psikolojik rahatsızlığa neden olur. Bireyler yaşadıkları çevre ve kültürü gözleyerek akılcı olmayan inançları kolayca öğrenebilirler.
  • İnsanlar akılcı olmayan inançlarını kendi kendine aşılama ya da tekrarlama yoluyla psikolojik rahatsızlıklarını devam ettirirler. Bireyler bu akılcı olmayan düşünceleri tekrar değerlendirip onlardan vazgeçebilselerdi mevcut fonksiyonları oldukça farklı olurdu.
  • Akılcı olmayan inançların yeniden düzenlenmesi ve mücadele edilmesiyle zor olsa da değiştirilebilir.

Kişilik Kuramı ve Bireyin Gelişimi

  • Ellis bir kişilik kuramı önermemiştir ancak biz bu kişilik kuramına A-B-C kişilik modelini söyleyebiliriz.
  • Ellis kişiliğin kalıtım ve çevre ile etkili olduğunu söylemektedir. Freud’u kişilik kuramı açısından mükemmeliyetçi obsesyonuna sahip olarak eleştirir.
  • Ellis inançların gelişimi açısından doğuştan gelebildiği gibi çevre etkisiyle de oluşabileceğini söyler. Daha önce de belirttiğimiz gibi biyolojik faktörler %80 çevresel faktörler ise %20 etkilidir.
  • Ebeveyn, kardeş, öğretmen, arkadaş, politik yapı vb. çevreyi oluşturarak bireyin davranışlarını şekillendirir.

Sağlıklılık ve Fonksiyonsuzluk

Not: Kurama göre sağlıklılık ve sağlıksızlık insanın biyolojik ve fiziksel yapısını değil duygularını ifade etmektedir.

Sağlıklı İnsan Kimdir?

  • Çoğunlukla akılcı inançlara sahiptir.
  • Daha çok tercihen düşünce şeklini kullanır. (Göreceli düşünme)
  • Kendini koşulsuz kabul eder.
  • Kendinin ve başkalarının hata yapabileceğini kabul eder.
  • İnsan doğası nötr olduğu için akılcı olmayan eğilimleri de vardır ancak bunları çoğunlukla yenebilir.
  • Esneklik, açık fikirlilik, bağnazlığa karşı olma gibi sağlıklı düşünme biçimlerine ve akılcı inançlara sahiptirler.
  • Kendisine yönelik olmakla birlikte başkalarına yönelik olma dengesini sağlarlar.
  • Kendisinin yanında grubun iyiliğine yönelik davranışlarda bulunur.
  • Bilimsel düşünceye değer verir.

Psikolojik Sağlığın Ölçütleri

  1. Kişisel sorumluluk: Sağlıklı bireyler sorunların üstesinden gelmek için çaba gösterirler. Sorunlarında yaşam şartlarının ve diğer insanların rol oynadığını kabul ederler ancak onları suçlayıcı bir tutum sergilemezler.
  2. Kendine ilgi gösterme: Sağlıklı bireyler önce kendileriyle sonra başkalarıyla ilgilenme eğilimindedirler. Zamanlarının çoğunu öncelikle kendilerine ayırırlar.
  3. Sosyal ilgi: Sağlıklı bireyler insanlarla bir arada olduklarında daha fazla mutlu olma eğilimine sahiptirler.
  4. Kendini yönetme: Sağlıklı bireyler karşılaştıkları sorunları tek başlarına çözmeye çalışırlar. Yardıma ihtiyaç duydukları zaman da diğer insanlardan yarım istemeye çekinmezler.
  5. Hoşgörü: Diğer insanlarında yanlış yapabileceklerini kabul ederler.
  6. Esneklik: Çevresindeki insanların görüşlerine saygı duyarlar. Kendileri ve başkaları için değişmez, katı kurallara sahip değildirler.
  7. Kesinliğin olmadığını kabul etme: Belli bir düzenlilikten hoşlanırlar ama bunun zorunlu olduğunu düşünmezler.
  8. İlgi-duyarlılık: Sağlıklı bireyler kendilerinin dışında insanlar, olaylar ve fikirlerle de ilgilenir ve bunlarla ilgilendiklerinde mutlu olurlar.
  9. Bilimsel düşünme: Sağlıklı bireyler bazı durumların sonucunda nelerin olabileceğini değerlendirmek için bilimsel ve mantıksal kuralları uygulayarak kendi duygu ve eylemlerini kontrol ederler.
  10. Kendini kabul etme: Sağlıklı bireyler kendilerinden memnundurlar ve kendilerini tam olarak kabul ederler.
  11. Risk alma: Sağlıklı insanlar başarısız olacaklarını bilseler bile bir miktar risk almak gerektiğini kabul ederler.
  12. Ütopyacı olmama: Sağlıklı bireyler istedikleri her şeyi elde edemeyeceklerini ve istemedikleri her şeyden kaçmanın mümkün olmadığını kabul ederler.
  13. Uzun dönemli haz elde etme: Sağlıklı bireyler uzun süreli haz için kısa süreli hazlarından vazgeçmeyi göze alırlar.

Sağlıksız İnsan Kimdir?

  • Akılcı olmayan bir felsefe ile hareket etmek.
  • Çevresel baskı nedeniyle akılcı olmayanı savunurlar.
  • Olayları ve durumları felaketleştirir, tahammül edemez, lanetler vb.

Üç temel nevrotik süreci vardır:

Kendini aşağı görme
Düşmanlık- kızgınlık (başkalarını suçlama)Kendine, başkalarına, yaşama karşı
Engellenme tolerans düşüklüğü

Kutsallaştırma nevrotikliğe sebep olur. Kişi bir şeyi -meli, -malı olarak görmeye başladığında, bunun olmazsa olmaz olduğunu, kesinlikle buna sahip olunmasını düşündüğü zaman kutsallaştırma olur.

Örnek:

  • Hayatımdaki tüm önemli insanlar tarafından sevilmek ve kabul edilmek zorundayım.
  • Önemli görevleri en mükemmel biçimde yerine getirmek zorundayım.
  • İstediğim olmazsa bu korkunç olur, buna dayanamam.

Not: Sağlıklılık ölçütlerinin tam tersi fonksiyonluluğu yani sağlıksızlığı göstermektedir.

Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak üzere bir ayrım yapılmaktadır.  Aslında düşününce sağlıksız duygular, olumsuz duygulardır; sağlıklı duygular ise olumlu duygulardır. Ama bu böyle değildir. Ellis sağlıklı ve sağlıksız duyguları bir de olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayırır.

  1. Sağlıklı olumlu duygular: Mutluluk, keyif, merak, sevgi vb.
  2. Sağlıklı olumsuz duygular: Üzüntü, pişmanlık, hoşnutsuzluk vb.

Bireyi neyin daha az neyin daha çok istenip elde edileceği konusunda güdüler.

  • Sağlıksız olumsuz duygular: Kaygı, öfke, umutsuzluk, yetersizlik vb.

Bunlar psikolojik rahatsızlıklarla ilişkilendirilmiş duygulardır.

Terapinin Doğası

1- Değerlendirme

  • Standart bir değerlendirmenin yanı sıra, doğrudan danışanın inanç sistemini değerlendirmek amacıyla yapılandırılmış bazı tekniklerden de yararlanılır.
  • Geleneksel modele karşıdır. Yani tanı ve teşhis koyma noktasında çok istekli değildir.
  • Formel olmayan bir değerlendirme söz konusu olduğu için danışma yaşantıları süresince devam eder.
  • Tanı ve teşhise karşıdır ancak bireydeki gelişme tespitinde bilimsel bir değerlendirme için değerlendirme araçları kullanılabilmektedir.
  • Terapistin ilk işi tanı koymak değil ilişki kurmaktır.
  • İnanç sistemini değerlendirmek için bazı yapılandırılmış yöntemler kullanılır.
  • Formel olmayan değerlendirme ilk olarak danışmaya gelme nedenini, bilişsel esneklik, problem çözme becerileri A-B-C yaşantılarını değerlendirir.
  • İlk olarak sonuca(C) yaşantılarına bakılır çünkü bireyin terapiye gelme nedeni bunlardır.
  • Değerlendirmede geleneksel karşılıklı konuşma yöntemi işe yaramazsa canlandırma yöntemi kullanılır.
  • Yerinde değerlendirme olayın olduğu yere gidilmesidir.

2- Terapötik Atmosfer

  • Akılcı duygusal davranış terapisi terapistlerin aşırı kontrol sahibi ve danışanların aşırı aktif olmasına karşı çıkar. Bu kurama göre danışan ve danışman orta noktada bulunmalıdır.
  • Terapist ilişkinin durumuna göre esnek davranır.
  • Terapistlerin süreçte aktif ve öğreten kişiler olmasını söyler.
  • Terapistler, terapi sürecinde danışan ile dürüst, sıcak ve samimi bir ilişki kurmalıdır.
  • Danışanların terapi sürecinde aktif ve değişim için istekli bireyler olması gerekmektedir.
  • Terapist, danışana destek olur, cesaretlendirir, değişebileceğini aşılar.
  • Terapistin aktif dinlemesi ve empati büyük önem taşır.
  • Terapötik işbirliği esastır.
  • Terapist geçmiş ile çok ilgilenmez şimdiye odaklanır.  Çünkü geçmiş, olaylar(A) değiştirilemez.
  • Terapinin kısa süreli olup olmadığı vakanın ağırlığına göre tartışmalı bir konudur.

3- Danışan Danışman Rolleri

Danışman:

  • Danışmanın ilk görevi, danışana akılcı olmayan inançlarını, akılcı olanlardan ayırt etmeyi öğretmek.
  • Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşünceler geliştirmeyi öğretmek.
  • Danışman, danışanın akılcı olmayan inançlarına meydan okur.
  • Danışman, danışanı teşvik eder, ikna eder ve cesaretlendirir ve bu inançlara karşı eylemde bulunmaya yöneltir.
  • Danışman, danışanın akılcı olmayan düşüncelerini belirlemesine ve bunlardan kaçınmasına yardımcı olur.
  • Danışman, danışanın akılcı olmayan düşüncelerle nasıl mücadele edeceğini ve olumsuz düşünceler yerine olumluların nasıl konulacağı konusunda rehberlik eder.
  • Danışman, danışanın gelecekte akılcı olmayan inançların esiri olmaması için yaşam felsefesi geliştirmesine yardımcı olur.
  • Danışanın en önemli işi etkili bir öğretmen olmaktır.

Danışan:

  • Danışan öğrenci ve uygulayıcıdır.
  • Danışan katılımcı, istekli ve enerjik olmalıdır.
  • Danışan çok çalışmalı ve pratik yapmalıdır.
  • Danışan çaba göstermelidir.
  • Danışan danışma sürecinde aktif olmalıdır.
  • Danışman verilen ödevleri yerine getirmelidir.

4- Terapinin Amacı

  • Öncelikli amaç inançları değiştirmek. Çünkü inançlar değişmeden sonuç değişmez.
  • Kişiye huzursuzluğunun ve rahatsızlığının kaynağının akılcı olmayan düşüncelerden geldiğini göstermek.
  • Akılcı olmayan düşünceleri atarak yerine akılcı olan düşünceleri koymak ve akılcı bir dünya görüşü kazandırmak.
  • Akılcı olmayan inanç, duygu ve davranışları ortadan kaldırma.
  • Akılcı duygusal davranış terapi felsefesini danışana öğretmek.
  • Kendini ve başkalarını koşulsuz kabul ve engelleme toleransının öğretilmesi
  • Danışanın gerçekçi ve hoşgörülü bir yaşam görüşü kazanmasına yardımcı olma.

Danışanın felsefesini değişmek için üç ana unsur vardır:

  1. Bozuk (akılcı olmayan) duygu, düşünce ve davranışlarının sorumluluğunu alma
  2. Canı sıkıldığında ve huzursuz olduğunda duygu, davranış ve düşüncelerini açıkça görebilme
  3. Duygu, düşünce ve davranışlarının değişimi için azimli ve çalışkan olma

Terapi Süreci

  • A-B-C’nin devamı olan D-E-F karşımıza çıkar. Bunlar akılcı olmayan inançlarla tartışma aşamasıdır.

D Noktası:

Birey kendisine akılcı olmayan inançları ile mücadele edici sorular sorarak, bu inançların gerçek ve akılcı olmadığını, boş olduğunu fark eder ve onları reddederek değişmeye adım atmasıdır.

Bu müdahale sürecinin üç bileşeni vardır:

  1. Tespit etme: Danışanlar ilk olarak akılcı olmayan inanç, duygu ve düşüncelerini tespit etmeyi öğrenir.
  2. Tartışma: Akılcı olmayan inançları belirledikten sonra onları nasıl sorgulayacaklarını ve bu davranışlardan nasıl kurtulacaklarını öğrenir. Daha sonra bu inançlarla yüzleşir, tartışır.
  3. Ayırt Etme: Danışanlar akılcı olmayan inançları, akılcı olanlardan ayırt etmeyi öğrenir.

E Noktası:

Birey akılcı olmayan inançları ile tartışarak bilişsel ve davranışsal bir etki oluşturmaktadır. Böylece birey akılcı olmayan inançların etkisinde daha az kalacaktır ve akılcı inançlarını oluşturacaktır.

F Noktası:

Akılcı olmayan inançların yerini akılcı olan inançlar alıp, sağlıksız duyguların yerine sağlıklı duygular gelecektir.

  • Ellis iki tür terapi olduğunu söylemektedir.
    • Öz Akılcı Duygusal Davranış Terapisi: -meli, -malı ve tahammül edemiyoruma odaklanır. Danışanlar kendi kendinin terapisti haline gelir.
    • Esnek Akılcı Duygusal Davranış Terapisi: Bilişsel terapinin diğer unsurlarından yararlanılır.
  • Terapist ilk olarak duygusal rahatsızlığı gidermeye çalışır sonra danışanın kendini gerçekleştirmesine yardımcı olur. Yani ilk olarak bir krize müdahale eder ve ortamı yatıştırır daha sonra da terapi sürecine ihtiyaç duymadan kalıcı bir iyileşmeye kavuşacağı noktasında danışana yardımcı olur.
  • Danışan terapistin yanıldığını düşünüyorsa direnç gösterir veya değişim zor geldiği için direnç gösterebilir. Yani eski alışkanlıkları bırakmak ve yeni alışkanlıklar edinmek zor olduğu için direnç gösterir.
  • Akılcı olmama eğilimi, sorundan utanılması, semptomların ikincil kazançlarından vazgeçmeme (kaygılı birinin çevresindeki insanların tepkileri ona ilgi şeklinde yansıması onun için ikincil bir kazançtır.) mükemmeliyetçilik direncin kaynaklarıdır.

Terapötik Teknikler

Bu terapiyi uygulayan terapistler çeşitli bilişsel, duyuşsal ve davranışsal teknikleri kullanmaktadırlar. Çünkü bu kuram insanların düşünen, hisseden ve davranan bir varlık olduğunu kabul etmektedir.

1- Tartışma

D-E-F kısmında da bahsettiğimiz gibi akılcı olmayan inançları çürütüp bunlara akılcı alternatifler geliştirme olarak ifade edilebilir. Terapist danışanın akılcı olmayan inançlarını tartışarak, danışana sorunlarıyla nasıl baş etmesi gerektiğini gösterir. Sorular danışanın inançlarını değerlendirip akılcı olanlarla değişmesine yardımcı olur.

Dört tür tartışma vardır:

a- Pragmatik ya da fonksiyonel tartışma: Söz konusu inancın işlevini belirtir.

Ne işe yarıyor?

b- Deneysel ve gerçekçi tartışma: Söz konusu inancı sınamaya yarar.

Kanıt var mı?

c- Mantıksal tartışma: Aşırı genellemelerle baş etmede kullanılır.

Bir şeyin olması her şeyin olacağını mı gösterir?

d- Felsefi tartışma:  Yaşamın anlamını yansıtır.

Söz konusu inanç benim için ne anlama geliyor/ ne kadar anlamlı?

2- Bibliyoterapi

  • Danışana verilen okuma ödevidir.
  • Akılcı duygusal davranış terapisinin temel felsefesini öğretmek için kullanılabilir.
  • Danışanın kitaptaki karakterler ile özdeşim kurarak farkındalık kazanması sağlanabilir.

3- Misyonerlik

  • Danışanın bir mürit olması istenir.
  • Danışman, akılcı duygusal davranış terapisinin felsefesini danışana anlatır. Danışan da ilişkide olduğu insanlara anlatır.
  • Birey kendi problemine çözüm bulmaktansa başkalarının problemlerine daha kolay çözüm üretebilir. Bu nedenle bu tekniğin işe yarayacağı umulur.
  • Ayrıca akılcı duygusal davranış terapisinin felsefesini öğrenmeyi kolaylaştırır.

4- Terapi Seanslarını Kaydetme

  • Farklı terapi yaklaşımlarını benimseyen danışmanların da kullandığı bir yöntemdir.
  • Seans esnasında kaydedilenler diğer seansa kadar dinlemesi için danışana veririlir.
  • Danışanın terapi sürecinde yaşananları tekrar hatırlamasını sağlar.
  • Danışanların terapi sürecini tekrar yaşayarak kendi düşüncelerini değerlendirmeleri ve gözden geçirmelerini sağlar.
  • Danışanlar kendilerine dışarıdan bir göz olarak baktığı için objektif olmalarını sağlar.

5- Yeni bir Çerçeveye Yerleştirme

  • Danışanların başına gelen olayları(A) acı verici, huzursuz edici olarak nitelendirmek yerine mücadele etmeleri gereken bir durum olarak görmeleri için danışana destek olmak ve onu cesaretlendirmektir.
  • Örneğin Betül’ün sınavdan düşük aldığı için kendini yetersiz görmesi yerine bir sonraki sınavda bu notumu düzeltebilirim düşüncesini aşılamak.

6- Durup Gözlem Yapma

  • Danışanın kendi bilişlerinin neler olduğunu fark etmelerini sağlar.
  • Bir ipucu oluşturulur ve bu ip ucu her ortaya çıktığında danışan o andaki bilişlerine odaklanır ve kendini gözlemler.
  • Örneğin Betül koluna bir bileklik taktı. Bilekliğin üzerine de “Fark et” yazıyor. Betül kolundaki bilekliği her gördüğünde “Şuan nasıl hissediyorum ve ne düşünüyorum?” sorusunu kendine soracaktır.

7- Akılcı Baş Etme İfadeleri

  • Akılcı inançlar geliştirilmesidir.
  • İstediğim şey mutlak ihtiyacım değil, olmazsa olmazım değil; bunu sadece tercih ediyorum.
  • Örneğin Betül akademik bir başarı istiyor ancak Betül’ün kesinlikle bunu elde etmesi gerekmez. Çünkü Betül akademik başarıyı elde etmese de mutlu olabilir. Başarısızlık Betül için bir son değil onsuz da yaşayabilir. Betül sadece başarıyı tercih ediyor.
  • Nazım Hikmet’in Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, işte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarımsözü akılcı baş etme ifadesine örnek verilebilir.

8- Akılcı Duygusal Hayal Etme

  • Duygusal bir tartışma tekniği diyebiliriz.
  • Dört aşamadan oluşur
    • Danışan terapi esnasında gözlerini kapar ve felaket, kötü bir duygu durumu yaşamayı hayal eder.
    • Kötü duygu durumuna geçtiği ve bu durumun yoğunlaştığı zaman danışmana sözlü veya sözsüz işaret verir. (Parmağını kaldırmak gibi)
    • Danışman bu duyguyu sağlıklı bir negatif duyguya çevirmesi için ona bir yönerge verir.
    • Daha sonra sağlıklı olmayan duygudan sağlıklı olana geçişin nasıl olduğu, danışanın bunu nasıl sağladığı sorulur. Ve danışana geçişte kullandığı bu yolun onun için etkili bir yol olduğu ve sürekli kullanması gerektiği konusunda cesaretlendirilir.
  • Böylece sağlıklı ve sağlıksız duygular ayırt edilmiş olur.

9- Terapistin Abartılı Eylemleri

  • Terapist absürt eylemlerde bulunur.
  • Sözlü veya sözsüz olabilir.
  • Ellis sözel olarak bazen çok küfürlü bir dil kullanmıştır.
  • Danışandan bu davranışı değerlendirmesi istenir.
  • Danışan bu durumu garipser.

10- Mizah

  • Terapistler eğelemeye önem verirler.
  • Danışanın bir problemi, davranışı yada düşüncesiyle asla alay edilmez.
  • Bu tekniğin kurulması için öncelikle danışan ve danışmanın sağlam bir ilişki kurması gerekir.
  • Danışanı da iyi tanımak gerekir. Çünkü bize komik gelebilecek bir şey danışan tarafından farklı değerlendirilebilir.
  • Ellis özellikle komik şarkılar kullanmıştır. Danışanları endişeye ve korkuya kapılınca da şarkı söylemeye teşvik etmiştir.

11- Zorlanarak Baş Etme İfadeleri ve Tartışmanın Kaydedilmesi

  • Danışman, danışandan yüksek sesle akılcı baş etme ifadelerini söylemesini ister.
  • Danışanın söylediği ifadeler kaydedilir ve iki seans arasında dinlemesi için danışana verilir.
  • Burada akılcı tartışma ifadeleri de kullanılır.

12- Rol Oynama

  • Bu teknikte akılcı olmayan inançları bulmak amaçlanır.
  • Fonksiyonel olmayan sahne terapi esmasında yeniden canlandırılır.
  • Danışan tartışmayı öğrendikten sonra akılcı rolü değiştirerek kullanmak daha yararlı olabilir.
  • Danışan, terapistin rolünü üstlenir ve terapistin akılcı olmayan inançlarını tartışır.
  • İyi bir sonuç için danışman naif bir danışanı oynamalıdır. Eğer danışman zor bir danışanı oynarsa bu danışan için hayal kırıklığıyla sonuçlanır.
  • Terapistin danışana sunduğu konu, danışanın getirdiği konuya benzemelidir.

13- Akılcı ve Akılcı Olmayan Arasında Diyalog

  • Danışan ilk olarak akılcı inançlarının bir listesini yapar.
  • Daha sonra akılcı olmayan inançlarına akılcı olan inançlarıyla hücum eder.
  • Örneğin Betül sınavdan düşük aldığı için “ben çok yetersizim, ben hiçbir şeyi anlamıyorum” inancına akılcı olan “ben hiçbir şeyi anlamasam diğer sınavdan yüksek almazdım. Demek ki yeterince çalışmadım.” inancıyla hücum eder.
  • Bunu bir tenis müsabakası olarak düşünebiliriz yani top bir akılcı tarafta, bir akılcı olmayan tarafta; örnekte olduğu gibi.
  • Bu teknikte akılcı bir savunma formüle edilir.

14- Pekiştireçler ve Penaltılar

  • Bu teknik danışan bir görevi başardığında kendine ödül başaramadığında ise kendine ceza vermesidir.

15- Beceri Eğitimi

  • Bu teknik sosyal beceri eğitimi, güvengelik eğitimi ve kişilerarası ilişkilerle ilgili eğitimleri kapsamaktadır.
  • Daha çok danışma sürecinin ikinci aşaması için geçerlidir. Yani öncelikle danışanın akılcı inançlar geliştirmesi gerekmektedir 

16- Yerinde Duyarsızlaştırma

  • Bu teknik aslınsa maruz bırakma ve yüzleştirme tekniğidir.
  • Davranışçı terapide gördüğümüz yüzleştirmeye benzer.
  • Danışan kendini hazır hissettiğinde yapılır.
  • Yerinde yapılması mümkün değilse hayali olarak yapılabilir. Ancak yerinde yapılması danışana kaygı verecek bir durumsa hayali şekilde yapılabilir.

17- Akılcı İnançlarla Eyleme Geçme

  • -mış gibi yapma
  • Danışanın yeni geliştirdiği alternatiflerle akılcı inançlarla eyleme geçmesidir.

18- Utancın Üzerine Gitme

  • Danışandan dışarıda son derece utandırıcı bir şey yapması istenir.
  • Bu davranış danışanın problemine ve durumuna uygun olarak seçilmelidir.
  • Böylece danışanın utançtan ölmeyeceğini anlaması beklenir.
  • Örneğin derste söz hakkı almaktan çekinen Betül’ün derste saçmada olsa konuşmasını istemek gibi.
  • Terapi sürecinin ileri seviyelerinde kullanılması öneriliyor.

19- Ev Ödevleri

  • Terapi sürecinin her aşamasında kullanılabilir.
  • Utancın üzerine gitme, durup gözlem yapma ve bibliyoterapi gibi yöntemleri içerebilir.

Kuramın Değerlendirilmesi

Yaklaşımın Katkıları

  • A-B-C modeli rahatsızlıkların nasıl oluştuğunu ve problemli davranışın nasıl değiştirileceğini basit ve açıkça ortaya koyar.
  • Yeni edinilmiş iç görüleri eyleme dönüştürmeye vurgu yapar.
  • Ödevler yeni davranışlar kazanmada önemli bir fırsattır.
  • Terapist doğrudan müdahale etmeden danışanlarına kendi terapistleri olma yolları öğretilir.
  • Psikoeğitsel yaklaşımlara vurgu yapar.
  • Eklektik bir yapıya sahiptir, düşünce ve inançları değiştirmek için çeşitli teknikler kullanılır.

Yaklaşımın Sınırlılıkları

  • Fazlaca zihinleştirilmiş ve duygudan yoksun olması, aşırı otoriter ve yönetici olması konularında eleştirilmektedir.
  • Bu yaklaşımda danışanın içinde bulunduğu durumları, duygu ve düşüncelerini danışmana aktarması için fazla imkan verdiği belirtilmektedir.
  • Rasyonelliğe ve mantığın rolüne fazla yer verilmiştir.
  • Bu yaklaşım problemini kabul etmeyen bireyler için daha az, genç ve zeki danışanlar için daha etkilidir .
  • Terapiye sık yönlendirilen bir eleştiri de kavramların deneysel araştırma için çok soyut kaldığıdır.

Bireysel ve Kültürel Çeşitlilik

  • Akılcı duygusal davranış terapisi bireylerin aileyle, toplumla ve diğer sistemlerle olan ilişkilerine vurgu yapar.
  • Bu yöntem çeşitliliğe, birey ve toplumun üretken bir üyesi olma arasındaki ilişkiye değer vermesiyle tutarlıdır.
  • Kavramlar soyut olduğu için bireysel farklılıkları açıklamada kullanılıp kullanılmayacağı eleştiri konusudur.
  • Danışmanlar, danışanların kültürünü anlayana kadar danışanın davranışlarını eleştirmekte temkinli olmalıdır.
  • Bazı kültürlere sahip danışanların kültürüne ait değerlerin sorgulanması endişe vericidir.
  • Evlilik, aile, çocuk ile ilgili konularda sorgulamadan kaçınırlar.
  • Kendi kültürüne sıkı sıkıya bağlı danışanlarla çalışırken dikkatli olunmalı ve hatta gerekirse kullanılan teknikler değiştirilmelidir.

KAYNAKÇA

YAZAR BİLGİSİ
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x