Dört Halife Dönemi (632-661)

10.05.2020
40
Dört Halife Dönemi (632-661)

Kısaca Konu Başlıkları

1- Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer Dönemleri

VII. yüzyılda yazılan ve Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te sergilenen ilk Kur’an-ı Kerim nüshalarından biri
VII. yüzyılda yazılan ve Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te sergilenen ilk Kur’an-ı Kerim nüshalarından biri

Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam Devleti halifeler tarafından yönetilmiştir. Halife, Hz. Peygamberin vefatından sonra Müslümanlara din ve devlet başkanlığı yapmakla görevli kimsedir. Müslümanların ilk halifesi Hz. Ebu Bekir’dir. Onun ardından sıra ile Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali halifelik makamına geçmiştir.

Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin görevde bulundukları dönem, İslam tarihinde Dört Halife Dönemi olarak adlandırılmıştır. Olgun Halifeler anlamında Hulefa-i Raşidin denilen bu halifelerin hepsi de seçimle işbaşına gelmiş ve halifeliğin babadan oğula geçen bir saltanata dönüşmesine izin vermemiştir. Bu dönemde halife mutlak iktidar sahibi bir hükümdar gibi görünse de gerçekte yetkileri sınırlı bir idareci konumunda olmuştur.

Halife toplumu idare ederken İslam hukukunun genel prensiplerine ve hükümlerine uygun kanunlar koymak zorundaydı. Hz. Ebu Bekir’in halife seçildiği gün Allah’ın ve Peygamber’in yolundan ayrılması durumunda kendisine itaat edilmemesini söylemesi de bu yetkilerin sınırsız olmadığını gösteriyordu. Diğer yandan halife son sözü söyleme hakkına sahip olmakla birlikte kararlarını verirken yardımcıları durumundaki danışmanlarıyla istişare ediyordu.

Hz. Ebu Bekir, Medine’de düzeni sağladıktan sonra Arabistan’ın farklı yerlerinde başlayan ve ridde denilen dinden dönme olaylarını bastırdı. Yemen’de ortaya çıkan yalancı peygamberler sorununu çözdü ve zekât vermek istemeyen isyancı Arap kabilelerini itaat altına aldı. Hz. Ebu Bekir Dönemi’nin önemli olaylarından biri de Kur’an-ı Kerim’in kitap hâline getirilmesi oldu.

Kur’an ayetleri, Hz. Muhammed Dönemi’nde vahiy kâtiplerince kemik, taş, deri parçaları ve hurma yaprakları üzerine yazılmıştı. Ayrıca hafızlar tarafından da ezberlenmişti. Hz. Ebu Bekir, ayrı sahifelerde yazılı bulunan sureleri ve ayetleri toplayıp kitap hâline getirmek üzere vahiy kâtiplerinden oluşan bir kurul oluşturdu. Hazırlanan kitap, Hz. Ömer tarafından, sahabilerin huzurunda okunup doğruluğu onaylandıktan sonra halifeye teslim edildi.

Hz. Ebu Bekir Dönemi’nde İslam orduları Suriye ve Irak’a seferler düzenlediler. Bu seferler sırasında Müslümanlar ilk olarak Sasanilerin elindeki Irak’a girerek bu ülkedeki Hire Beyliği’ne son verdiler. Daha sonra da Suriye’ye giren Bizans ordusunu Ecnadeyn Savaşı’nda yenilgiye uğrattılar (634).

Hz. Ebu Bekir, ömrünün son günlerinde kendisinden sonra bir karışıklık çıkmaması için Hz. Ömer’in halife olmasını vasiyet etmişti. Onun 634’te ölümünden sonra Müslümanlar bu vasiyete uygun olarak Hz. Ömer’i halife seçtiler. İslam orduları, Hz. Ömer’in halifeliğinin ilk günlerinde, bir süredir kuşatma altında tuttukları Şam’ı fethettiler. Ayrıca Bizans İmparatoru Heraklius’un Müslümanları Süriye’den çıkarmak amacıyla gönderdiği büyük bir orduyu Yermuk Savaşı’nda yenilgiye uğrattılar (636). Müslümanlar kazandıkları bu zaferin ardından Suriye’nin geri kalan şehirlerini ele geçirerek bu ülkenin fethini tamamladılar.

Müslüman Araplarla Bizanslıların savaşı (temsilî resim)
Müslüman Araplarla Bizanslıların savaşı (temsilî)

Suriye’nin fethinden sonra İslam ordusunun başında bulunan Amr İbnü’l-As, Filistin’in merkezi Kudüs’ü kuşattı. Kıyıdaki Gazze, Nablus ve Yafa şehirlerini ele geçirerek Kudüs’ün denizden yardım almasını önledi. Çaresiz kalan Kudüs halkı, bizzat halife tarafından teslim alınması hâlinde şehri Müslümanlara bırakacaklarını bildirdi. Bunun üzerine Medine’den Kudüs’e gelen Hz. Ömer şehri teslim aldı (638). Halife, patrik ile bir antlaşma yaparak Kudüs’teki Hristiyanlara ve Musevilere, İslam Devleti’ne vergi ödemeleri karşılığında din ve ibadet özgürlüğü tanıdı.

Hz. Ömer Dönemi’nde Müslümanların savaştığı devletlerden biri de Sasaniler idi. Hz. Ömer halife olduktan sonra İran’daki Sasaniler üzerine bir ordu gönderdi. Müslümanlar salları birbirine bağlayarak kurdukları köprüden Fırat Nehri’nin doğusuna geçerek Sasanilerle savaşmaya başladılar. İslam askerleri, Köprü Savaşı olarak bilinen bu savaşta fillerle güçlendirilmiş İran ordusu karşısında ilerleme imkânı bulamayıp kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldı (634).

Müslümanlar, Köprü Savaşı’ndan bir süre sonra Irak’ın güneyindeki Kadisiye’de karşılaştıkları Sasanileri bu kez yenilgiye uğrattılar. Ardından Sasanilerin başkenti Medain’e girdiler (636). İki taraf arasında 637 yılında Celula’da, 642 yılında da Nihavent’te yapılan savaşlar İslam ordularının zaferiyle sonuçlandı. Bu savaşları takip eden dönemde Müslümanlar Hemedan, İsfahan, Kazvin ve Rey gibi önemli İran şehirlerini fethederek Sasaniler Devleti’ne son verdiler.

İran’ın fethinden sonra İslam orduları Azerbaycan’a doğru ilerleyişe geçtiler. 644 yılında bu ülkeyi fethederek İslam Devleti’nin sınırlarını kuzeyde Kafkasya’ya ve Hazar Denizi’ne kadar genişlettiler. Bizans’a bağlı zengin bir eyalet olan Mısır, Hz. Ömer Dönemi’nde iç karışıklıklar içindeydi.

Bu durumdan yararlanan Amr İbnü’l-As, büyük bir direnişle karşılaşmadan Mısır’a girdi. Ülkedeki Hristiyanları cizye ödemek koşuluyla din ve ibadetlerinde serbest bıraktı. Kahire yakınlarında Fustat adıyla bir şehir kurarak burayı kendisine merkez yaptı. 642 yılında da Akdeniz kıyısındaki İskenderiye’yi alarak Mısır’ın fethini tamamladı.

Hz. Ömer, fetihlerle sınırları genişleyen İslam Devleti’nin yönetimini kolaylaştırmak amacıyla merkezde divan teşkilatını kurdu. Ülke topraklarını vilayetlere ayırarak buralara valiler ve kadılar atadı. Maliyeye önem vererek vergileri sistemli hâle getirdi. Devlet görevlilerine maaş bağladı. Devletin gelir gider işlerini düzene koymak için de beytü’l-mal denilen devlet hazinesini kurdu. Hz. Ömer ülke genelinde nüfus sayımı ve kadastro işlemi yaptırdı. Böylece ileride kurulacak İslam devletlerine örnek oluşturacak şekilde İslam Devleti’nin teşkilatlanmasını tamamladı.

Hz. Ömer Dönemi’nde İslam Devleti’nin ordusu düzenli ve devamlı hâle getirildi. Haberleşme sistemi geliştirildi. Irak, Mısır ve Suriye’de askerî garnizonlar oluşturuldu. Bayındırlık işlerine önem verilerek yeni şehirler kuruldu. Açılan sulama kanalları sayesinde tarımsal üretim arttırıldı. Eğitim hizmetleri ve kimsesiz çocukların korunması gibi işler düzenli hâle getirildi. Hicri takvimin hazırlanması ve kullanılmaya başlanması da Hz. Ömer zamanında gerçekleşti. Hz. Ömer 644 yılında İranlı bir köle tarafından şehit edildi.

2- İslam Dünyasında Ayrılıklar Başlıyor

Hz. Ömer son günlerinde, kendisinden sonraki halifeyi seçmek üzere altı kişilik bir heyet görevlendirmişti. Bu heyet onun ölümünden sonra toplanarak halifeliğe Hz. Osman’ı getirdi. Hz. Osman’ın halifeliğinin ilk günlerinde Bizans ordusu, Mısır’a saldırdı ve İskenderiye’yi geri aldı. Daha sonra da Suriye’ye doğru ilerlemeye başladı.

Bizanslıların bu ilerleyişi Şam Valisi Muaviye tarafından durduruldu. Muaviye daha sonra Malatya ve Kayseri’ye kadar akınlarda bulundu. Ayrıca ilk İslam donanmasını kurarak 649 yılında Kıbrıs’ı fethetti. Diğer yandan Hz. Osman Dönemi’nde Kur’an-ı Kerim çoğaltılarak Mısır, Şam, Basra, Kûfe gibi önemli İslam merkezlerine gönderildi.

Hz. Osman Dönemi’nde, İslam ordularının daha önce fethettiği İran ve Azerbaycan’da ayaklanmalar çıktı. Müslümanlar bu ayaklanmaları bastırdıktan sonra Horasan’ı ve Harzem’i alıp ardından Ceyhun Nehri’ne kadar ilerlediler. Ayrıca Hazar Denizi’nin güneyindeki Taberistan’ı alıp İran’ın fethini tamamladılar.

Kuzeyde ise sınırlarını Kafkaslara kadar genişleterek Hazarlarla komşu oldular. Bu dönemde Kuzey Afrika’daki fetihlerine devam eden Müslümanlar Libya’yı ve Tunus’u ele geçirdiler. Müslümanların yaptığı ilk deniz savaşı olan 655 yılındaki Zatü’s-Savari Savaşı’nda da Bizans donanmasını yenilgiye uğrattılar.

Müslümanlarla Bizanslıların deniz savaşları (temsilî)
Müslümanlarla Bizanslıların deniz savaşları (temsilî)

Mekke’deki Kureyş kabilesinin Emeviler adıyla bilinen Ümeyyeoğulları koluna mensup olan Hz. Osman yumuşak huylu biriydi. Yakınlarının etkisinde kalan halife ordu komutanlıklarına ve valiliklere Emevi ailesinden gelenleri atamıştı. Buna bir de yöneticilerin yanlış uygulamaları eklenince Kûfe, Basra ve Mısır’daki halk arasında hoşnutsuzluklar ortaya çıktı. Halkın yöneticilere gösterdikleri tepkiler giderek halifeye karşı büyük bir isyana dönüştü ve Medine’ye kadar gelen isyancıların Hz. Osman’ı şehit etmesiyle sonuçlandı (656).

Hz. Osman’dan sonra Müslümanların çoğunun isteğiyle halifeliğe Hz. Muhammed’in damadı Hz. Ali getirildi. Ancak Emevi ailesi üyeleri Hz. Osman’ı öldürenleri yakalayıp cezalandırmadığını söyleyerek onun halifeliğini kabul etmedi. Hz. Ali’nin halifeliğini tanımayan Emevilere, Hz. Ayşe’nin yanı sıra önde gelen Müslümanlardan Talha ve Zübeyr de katıldı.

Hz. Ali, Şam üzerine sefer hazırlıkları yaptığı sırada Hz. Ayşe’nin Talha ve Zübeyr ile birlikte Basra’yı ele geçirdiğini ve kendisine karşı ordu topladığını öğrendi. Bunun üzerine yolunu değiştirerek Kûfe’ye geldi. İki taraf arasında meydana gelen çatışma Hz. Ayşe’nin bindiği devenin etrafında geçtiği için bu savaşa İslam tarihinde Cemel Vakası (Deve Olayı) adı verildi.

Savaşın sonunda Hz. Ayşe yakalanarak Medine’ye gönderildi. Hz. Ali ise Kûfe şehrine yerleşerek burayı kendisine başkent yaptı. Emevi ailesinden Şam Valisi Muaviye, Hz. Osman’ın katilleri bulunup cezalandırılmadıkça Hz. Ali’ye biat etmeyeceğini bildirmişti. Muaviye, Cemel Vakası’ndan sonra muhalefetini sertleştirerek halifeliğini ilan etti. Müslüman kanı dökülmesini istemeyen Hz. Ali ise Muaviye’ye bir mektup yazarak onunla anlaşmaya çalıştı.

Girişiminin sonuçsuz kalması üzerine de ordusuyla birlikte Suriye Seferi’ne çıktı. Fırat Nehri kıyısındaki Sıffin Ovası’nda yapılan savaşta Hz. Ali’nin ordusu savaşı kazanmak üzereyken Muaviye, yanında bulunan Amr İbnü’l-As’ın önerisiyle askerlerinin elindeki mızraklara Kur’an sayfalarını taktırdı. Hz. Ali bunun bir savaş hilesi olduğunu söylediyse de askerlerini savaşmaya ikna edemedi.

Bunun üzerine anlaşmazlığın çözümü Muaviye’nin isteği doğrultusunda, iki tarafın seçeceği hakemlerin kararına bırakıldı. Hakemler her iki tarafın da halife olmaması konusunda anlaştılar. Ancak sıra kararını açıklanmasına geldiğinde Muaviye’nin hakemi Amr İbnü’l-As alınan karara uymayarak halifeliğin Muaviye’ye verildiğini ilan etti.

Hakem Olayı adıyla tarihe geçen bu olayla birlikte halifelik sorunu daha da karmaşık bir hâle geldi. İslam tarihinde Hz. Ali ile Muaviye arasında yaşanan mücadelelerin sonucunda Müslümanlar; Emeviler (Muaviye’den yana olanlar), Şiiler (Hz. Ali’den yana olanlar) ve Haricîler (Hz. Ali’ye ve Muaviye’ye karşı olanlar) olmak üzere üç gruba ayrıldı.

Haricîlere göre Müslümanlar arasındaki ayrılığın sorumluları; Muaviye, Muaviye’nin hakemi olan Amr İbnü’l-As ve Hz. Ali idi. Bu nedenle Haricîler onların üçünü de aynı gün öldürmeye karar vererek seçtikleri suikastçıları Kûfe, Şam ve Mısır’a gönderdiler. Amr İbnü’l-As ve Muaviye suikasttan kurtulurken Hz. Ali şehit edildi (661). Onun vefatıyla birlikte Dört Halife Dönemi sona erdi.

Tarih Bilimi Ders Notları

YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x