Felsefe Nedir?

05.06.2020
381
Felsefe Nedir?

Bir bilim dalı düşünün, hakkında yüz binlerce yazı yazılmış, herkesin kendine göre yorumladığı, cevap odaklı ancak sorunun cevabını net bir şekilde açıklayamayan bir bilim dalı. Düşünmekte bile zorluk çektiniz değil mi? Tabii ki, ancak bu anlattığım özellikler felsefe bilimini anlatıyor. Felsefe nedir? Sorusunun cevabı gerçekten karışık. Çünkü, “felsefe nedir?” Diye sorarken bile felsefe yapmaktayız.

Tarih boyunca birçok felsefeci belirli soruları açıklayabilmek için veya sorunları direkt ortadan kaldırmak için felsefe bilimini kullanmıştır. Ancak, dediğimiz gibi felsefe cevap odaklı olduğu halde kesin bir cevaba dayanmaz. Yani, siz felsefe yaparak aslında sorunun cevabını bulacağınızı sanırsınız ama karşınıza yeni sorular çıkar.

Felsefe bilimini uygulamak için bir eğitim almak şart değildir. Yani demek istediğimiz siz aslında rutin konuşmalarınızda bile felsefe yaparsınız ancak felsefe biliminin eğitimini almamışsınızdır. Ancak, tabii ki felsefe bilimini tam anlamıyla uygulamak için iyi bir eğitim şarttır. Bu durum hayatımızda felsefenin büyük bir etkisi olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Felsefe bilimini açıklayacak olursak, Yunancada seviyorum ve arıyorum anlamlarına gelen “phila” ve bilgelik anlamına gelen “sophia” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yani, bu iki kelimenin birleşimi ortaya “bilgiyi arıyorum” ve “bilgiyi seviyorum” anlamlarını çıkarır. Felsefe, bir düşünce sanatıdır ve adalet, güzellik, varlık, gerçek, bilgi ve dil konularıyla ilgili olarak çıkan sorunlara ilişkin yapılan çalışmalar bütünüdür.

Felsefe bilimini uygulayan filozoflar ise güncel sorunları gidermede felsefeyi kullanmıştır. İnsanların hayatlarının daha iyi olacağını düşünerek güncel sorunlara beyin fırtınası yaparak mevcut ortamı düzeltmeye çalışmışlardır. Lakin, filozofların yaptığı felsefe ortaya yeni tartışmalar çıkarmıştır.

Filozof Nedir?

Filozof, genel anlamıyla felsefe bilimiyle uğraşan ve felsefe biliminin gelişmesinde katkıları olan ve felsefe biliminde çağır açmış kimse, düşünür anlamlarına gelir. Filozoflar, felsefeye aşırı düşkündür. Yani felsefesiz bir gün bile geçirmemişlerdir diyebiliriz. Filozoflar, felsefe yaparken yeni sonuçlara varmışlardır ve bu sonuçları açıklayabilmek için yeni tanımlar ve bilgiler üretmişlerdir. Üstte de belirttiğimiz gibi aslında biz de kendi çapımızda birer filozofuz. Ancak tabii ki Sokrates’in eline su dökemeyiz…

Filozoflar, insan yaşamlarına dokunarak onların hayatında yer edinmişlerdir. Yaşamlarına dokunmalarından kastımız, filozofların hayata yeni cümleler ve yeni bilgiler entegre ederek insan yaşamlarına dokundular. Yani filozoflar zaman fark etmeksizin her dönemde insanların yaşantısına ve düşünce tarzına yön vermiştir desek çok yanlış olmaz.

Felsefenin Konuları

Filozoflar, çoğunlukla varoluş, ahlak, bilgi, güzellik ve iyilik konularında çalışmalar yapmıştır. Ancak felsefenin ana teması, varlık, ahlak ve bilgiden oluşmaktadır. Eski dönemlerden beri filozoflar felsefede belirli konulara cevap aramışlardır lakin net bir cevap bulamamışlardır. Bu konuların cevapları kişiden kişiye değişkenlik gösterir yani herkes kendisine göre yorumlar. Şimdi gelin şu konulara bir göz gezdirelim.

  • Gerçek nedir? Bir konuya nasıl doğrudur ya da yanlıştır diyebiliriz?

Gördüğünüz gibi filozofların en çok cevap aradığı konulardan birisi de gerçekliktir. Tarih boyunca filozoflar gerçeklikle ilgili bir cevap bulmak istiyordu. Lakin herkes kendine göre bir cevap bulduğu için doğru cevabı bulamamışlardır. Zaten felsefenin konuları hemen cevap bulabilecek nitelikte değildir. Yani, bir sorunun binlerce cevabı vardır…

  • Bilgi var mıdır? Biz bildiklerimizi nasıl biliyoruz?

En az “gerçek nedir?” sorusu kadar bilgiyle ilgili sorulara da kafa patlatmışlardır. Birçok filozof bilgiyle ilgili tek bir cevabı bulmak istemiştir. Lakin, bazıları bu cevapları ararken delirmiştir…

  • Güzel nedir? Güzel şeylerin diğer şeylerden farkı nedir?
  • Estetik izafi midir? Sınırları var mıdır?
  • Din kavramının kökeni nedir?
  • Varlık, zaman ve mekan arasında nasıl bir bağ vardır?
  • Ahlak nedir?

Maddelerle sıraladığımız bu konular filozoflar arasında büyük bir tartışma konusuydu. Herkes kendi bildiğini söylüyor ve doğru cevabı bulamıyorlardı. Zaten, düşündüğümüzde bunların doğru bir cevabı yoktur. Yani, bunlar görecelidir. Kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir. Ancak, felsefeciler mükemmelliyetçi olduklarından dolayı tek bir ortak cevap istiyordu. Fakat dediğimiz gibi böyle bir şey mümkün değildi.

Felsefenin Disiplinleri Nelerdir?

Felsefe disiplini, felsefenin ilgilendiği konular bütünüdür diyebiliriz. Yani tarih boyunca bütün filozoflar bu konularla bazı şeylerin cevabını bulmaya çalışmıştır. Peki, bu disiplinler neler? Hemen bakalım…

  • Epistemoloji (Bilgi felsefesi)
  • Estetik (Güzellik felsefesi)
  • Etik (Ahlak felsefesi)
  • Hukuk felsefesi
  • Pedagoji (Eğitim felsefesi)
  • Bilim felsefesi
  • Metafizik felsefesi
  • Ontoloji (Varlık felsefesi)
  • Siyaset felsefesi
  • Teoloji (Din felsefesi)
  • Zihin felsefesi

Göründüğü gibi, felsefenin disiplinleri bir hayli fazladır. Geçmişten günümüze filozoflar bu disiplinleri açıklayabilmek için uğraşmıştır ve öyle gözüküyor ki daha çok uğraşacaktır…

1- Varlık Felsefesi (ontoloji)

Varlık felsefesinde (ontoloji), “varlık gerçekten var mıdır?” sorusuna cevap veren iki görüş vardır. Bunlar: “Evet varlık gerçekten vardır” diyen realizm görüşü ile “hayır yoktur” diyen nihilizm görüşüdür. Vardır diyenler varlığın mahiyeti konusunda ise farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Varlığı maddesel (materyalizm), düşünsel (idealizm), hem maddesel hem düşünsel (düalizm), oluş, fenomen ve varoluş olarak kabul edenler olmuştur. Evrende bir amaçlılık var mıdır sorusunu mekanizm ve teleolojik görüş “evet vardır” diye açıklar ancak mekanizm bu düzeni nedensellik bağlantısı ile açıklarken teleolojik görüş ise doğal dünyadaki düzeni açıklamak için bir zihne, bir amaç ya da ilahi planın etkisine başvurur. Son olarak felsefeciler varlığın var olup olmadığını yorumlarken hem gerçek dünyada var olan (reel varlık) hem de düşüncede var olan (ideal) varlıkları ele almışlardır.

2- Bilgi Felsefesi (Epistomoloji)

Bilgi Felsefesi (Epistomoloji), insan bilgisinin imkân ve sınırlarını, kaynağını, ölçütlerini araştırır. Doğru bilginin mümkün olup olmadığı konusunda iki farklı görüş vardır. Kuşkucular (septisizm) mümkün olmadığını, dogmatikler ise mümkün olduğunu iddia ederler. Dogmatikler bilginin kaynağı hakkında farklı görüşlere sahiptirler.

İlgili Konu  Felsefe'nin Anlamı Nedir?

Doğru bilginin kaynağı rasyonalistlere göre akıl; ampiristlere göre duyu ve deneyimler; kritisizme göre hem akıl hem deney; entüisyonistlere göre sezgidir. Bilginin kaynağında olduğu gibi sınırları konusunda da farklı görüşler vardır. Realizm(- Gerçekçilik) göre bilginin sınırları yalnız zihinle sınırlanmaz; bilgi sınırsız bir alana sahiptir.

İdealizme göre insanın kendi zihinsel içerikleri ve algılarıyla sınırlıdır. Kant’a göre insan bilgisi varlıkların bizim tarafımızdan bilinen yönü olan fenomenlerle (algılanabilen şeylerle) sınırlıdır. Rasyonalistler ( akılcılar) ve entüistyonistler (sezgiciler), bilgimizin sınırlarını deney ötesine geçebileceğini kabul ederler. Ampirizm olarak adlandırılan duyumcular bu sınırı duyusal olarak algılananlarla belirlerken, pozitivizm (olguculuk) bilgimizin sınırlarını bilimlerin belirlediğini iddia eder. Pragmatizme (faydacılık), bilgimizin sınırlarını, bilginin işlevi ve sonuçları ile belirlerken, neo-pozitivizm ise doğrulanabilen ve test edilebilen önermelerle sınırlamışlardır.

Doğru bilginin ölçütleri, uygunluk, apaçıklık, yararlılık, tümel uzlaşım ve tutarlılıktır. Gerçekliğin bilgisini aynen yansıtan bilgi doğru bilgidir ancak bazı filozoflar, insanın doğrudan gerçekliği deneyimleyemeyeceğini savunurlar onlara göre duyular “gerçek”e ilişkin doğruyu değil, yalnızca, görünüşe ilişkin doğruyu vermektedir. Görelilik (rölativizm) kuramı doğruluk iddialarının tümünü öznel kabul ettiği için ‘gerçeklik’ hakkında ‘mutlak doğrulara’ sahip olamayacağımızı söyler.

Nihilistler de bilinçten bağımsız bir gerçeklik var olmadığı için nesnel bir doğruluktan da söz edilemeyeceğini savunur. Bilgi kaynakları olarak kabul edilen kitap, dergi, gazete, sosyal medya, televizyon, ve genel ağdan elde edilen bilgilerin güvenilir olması için eleştirel bir bakış açısıyla medyayı doğru okumayı bilen bilinçli bir medya okur-yazarı olabilmek gerekir.

3- Bilim Felsefesi

Evreni, insanı, insanın içinde yaşadığı toplumu, konu alan, gözlem ve deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adına bilim adı verilir. Bilim felsefesinin amacı bilimin mantıksal yapısını, niteliğini, işleyişini incelemek ve aydınlatmaktır. Dış dünyadaki olguları birbirine bağlayan yasaları bulma ve buna bağlı olarak ilerde meydana gelecek olayların nasıl ve ne zaman meydana geleceklerini öngörme çabasında olan bilim, belli aşamaların birbirini izlediği yöntemle bunu gerçekleştirir. Bu aşamalar; problemin tespit edilmesi, betimleme(gözlem) ve açıklama (hipotez, deney, kuram ve yasa) aşamasıdır.

Felsefenin bir alt disiplini olan bilim felsefesi, bilimler üzerine düşünür, araştırır ve yorum yapar. Felsefe sorduğu sorularla bilimlere yeni araştırma alanları açarken; bilim ulaştığı sonuçlarla felsefeye yeni sorular kazandırır. Bilimin insanların yaşamında entelektüel ve pratik bir değeri de vardır. Ayrıca bilimler gerek olumlu ve yapıcı gerekse olumsuz sonuçlara yol açacak biçimde kullanıldığı zaman, yaşantımızı doğrudan etkilemektedir.

4- Ahlak felsefesi (etik)

Ahlak felsefesi (etik), ahlakın yapısını, özünü ve doğasını felsefi açıdan inceleyerek, temel değer ve ilkelerin neler olduğu üzerinde durur, insan için neyin iyi, neyin kötü olduğunu tanımlamaya çalışarak olan ve olması gerekeni belirlemeye çalışır. Bunu yaparken iyi ve kötünün ölçütünü, özgürlük ve sorumluluk arasındaki ilişkiyi, mutluluk ve iyi arasında nasıl bir bağ olabileceğini, özgürlüğün ve sorumluluğun ahlaki ve hukuk kuralları ile nasıl sınırlanabileceğini göstermeye çalışır.

İyi ve kötünün ölçüsünü nesnel, evrensel olarak kabul edenlerin yanında; bireysel yaşamda görece ve öznel olduğunu savunanlar da vardır. Sorumluluk ve özgürlük, eylemi ahlaki yapan en önemli iki özelliktir. İnsanların bilinçli ve karar verme özgürlüğü ile iyi ve kötü arasında seçimi bilerek ve isteyerek yapması, sonucunda nelerin olabileceğini bilmesi ve sonuçlarını üstlenmesi sorumluluğu beraberinde getirir.

Bazı filozoflar insanın eylemlerinde özgür olmadığından davranışlarından sorumlu tutulamayacağını söylerken, tercihler arasında “karar verme” olgusu nedeniyle insanın özgür olduğunu, dolayısıyla davranışlarından sorumlu tutulacağını iddia edenler vardır. İnsan ahlaki eylemlerde bulunurken neyi amaçlar sorusunu kimi filozoflar mutluluğu kazanmak, kimi filozoflar da ödeve uygun hareket etmiş olmak şeklinde cevaplamışlardır. Filozoflar, mutluluğu iyilik, yarar ve haz kavramı ile ilişkilendirerek ele almışlardır.

İnsanların görevleriyle ilgili sorumluluklarını yerine getirirken belli kurallara göre hareket etmek zorundadırlar. İstedikleri gibi hareket etme özgürlükleri yoktur. Bireyin nasıl davranacağını belirleyen ahlak yasaları evrensel bir nitelik taşır mı sorusunu hazcı, egoist ve anarşizmi savunan görüşler “hayır” şeklinde cevaplandırırken; “evet” diyenlerden bazıları insanın öznel yaşantıları ve isteklerini gerekçe göstermişler bazı filozoflar da bu yasanın Tanrı veya doğa kaynaklı olduğunu iddia etmişlerdir.

5- Din Felsefesi

Din felsefesi eleştirel, akılcı, tutarlı, objektif sorgulama yöntem ve ilkeleri ile dini temellendirmeye çalışır. Din felsefesinin en temel sorusu, Tanrı’nın var olup olmadığı sorusudur Ateizm Tanrı’nın varlığını reddeden; agnostisizm bilinemeyeceğini söyleyen; teizm, deizm, panteizm, panenteizm ise Tanrı’nın varlığını kabul eden görüşlerdir.

Evrenin başlangıcı ve sonu meselesi hem felsefenin, hem dinin hem de bilimlerin ilgilendiği bir konudur. Materyalist görüş evrenin ezelî (öncesiz) ve ebedî (sonsuz) olduğunu kabul ederken bazı filozoflar ve bilimdeki bing bang teorisi evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu iddia eder.

Felsefe tarihinde ruhun ölümsüz olduğunu savunanların yanı sıra, ruhun da beden gibi ölümlü olduğunu savunan filozoflar olmuştur. Teoloji (ilahiyat/ Tanrıbilimi) ile din felsefesi birbirinden farklıdır. “Ben kimim”?, “Varlığımın amacı nedir?” gibi sorular hem felsefeyi hem bilimi hem de dini ilgilendirmektedir. Bu üç alan insanı kendi bakış açısına göre tanımlamışlar ancak bu tanımların hepsi eksik kalmıştır.

6- Siyaset felsefesi

Siyaset felsefesi, birey-devlet ilişkisi, iktidarın kaynağı, ideal düzenin olanaklılığı gibi konuları olması gereken açısından ele alan felsefe alanıdır. Siyaset felsefesinin üzerinde durduğu sorulardan biri de “Devlet iktidar gücünü hangi kaynağa dayandırarak meşru kılmaktadır? sorusudur. İktidar, toplumun ve bireylerin çıkar ve isteklerine hizmet ettiği sürece meşruiyet kazanmaktadır.

Çünkü iktidar toplumsal rızaya dönüşmedikçe bir zoru, zorunluluğu ve zorbalığı temsil eder. İktidarlar kaynağını ya gelenek ve yerleşik inançlardan ya liderde doğuştan getirildiği ve olağanüstü olduğu kabul edilen bireysel güç ve niteliklerden ya da yazılı hukuk kurallarından alır. Hak, özgürlük, adalet siyaset felsefesinin temel kavramlarındandır.

İlgili Konu  Bilgi Felsefesinin Konusu ve Problemleri

Temel hak ve özgürlükler; kişisel haklar, toplumsal ve ekonomik haklar ile siyasi haklar olmak üzere üç gruba ayrılır. İdeal bir düzen arayışı filozofları iki gruba ayırmıştır. İdeal bir düzenin mümkün olamayacağını savunanlar, ya insan doğasından ya da devletle ilgili analizlerinden yola çıkarlar. Sofistler ve nihilistler bu görüştedir. İdeal düzenin olabileceğini savunanlar ise özgürlük, eşitlik ve adaleti temel alan görüşler ileri sürmüşlerdir.

Siyaset tarihinde birey-devlet ilişkisi, ‘devlet birey için vardır’, ‘birey devlet için vardır’ şeklinde ortaya çıkmışken günümüzde bu ilişki yasalar çerçevesinde karşılıklı hak ve görevlere bağlı olarak dengelenmiştir.

7- Sanat felsefesi

Sanat felsefesi diğer adıyla estetik, estetik tutumun ve estetik değerin ne olduğunu, sanat eserlerinde yaratılan güzelliğin anlamını araştırır. Sanat felsefesinin önemli kavramlarından olan güzel filozoflarca farklı şekillerde tanımlanmıştır. Güzeli uyum, matematiksel orantı olarak tanımlayanların yanında güzelliğin varlıklarda ve olaylarda değil, onlara yansıyan idealar âleminde olduğunu söyleyerek metafiziğe dayandıranlar vardır.

Güzelin, Hiçbir karşılık gözetmeksizin hoşa giden, estetik haz alınanın ya da “güzel olan” ile “güzel bulan” arasındaki ilişkinin bir özelliği olduğunu belirtenler de olmuştur. Sanat ise insanların gördükleri, işittikleri, his ve tasavvur ettikleri olayları ve güzellikleri, insanlarda estetik bir heyecan uyandıracak şekilde ifade etmeleridir.

Sanatı oyun, taklit, hayal gücünün nesneleşmiş hâli olarak görenler de vardır. Sanat eseri, özgün, kalıcı, evrensel, tek ve biricik, estetik kaygı ile oluşur. Sanatçıların sanatsal duyarlılığı taşımaları yanında sanat eğitimi yoluyla toplumdaki bireylerde de estetik bakış açısı ve zevki geliştirmek mümkündür.

Felsefe Soru ve Cevapları

Felsefe nedir felsefenin tanımı?

Felsefe bir sorgulama etkinliğidir.

Felsefenin amacı ne? Kısaca

Felsefenin amacı doğru bilgiye ulaşmaktır.

Theoria Felsefe Nedir?

Theoria Doğa insan ve doğaüstü üçlüsünü ifade ediyor Felsefenin konuları olarak...

Felsefe ne sevgisidir?

Felsefe bilgi sevgisidir.

Felsefeye göre insan nedir?

İnsan düşünen hayvandır.

Felsefi bilgi nesnel midir?

Felsefi bilgi özneldir yani kişiye hastır kişiden kaynaklıdır.

Felsefi düşünce ne demek?

Felsefi düşünce tutarlı ve temelli fikirler birlikteliği demektir.

Felsefe Logos ne demek?

Logos aklın yasası demek Tanrısal töz anlamında da kullanılıyor.

Her düşünce felsefi midir?

Her düşünce felsefe değildir.

Felsefe dünyasında bilgi nedir?

Bilgi özne ile nesne arasında kurulan bağdan ortaya çıkan üründür.

Felsefeyi tanımlayabilmek gerçekten zordur. Ben de bu nedenle farklı milletlerde felsefe tanımları konusunda bizimle aynı fikirde mi diye merak ettim. Aşağıda japon bir felsefecinin kaleminden dökülen felsefe nedir? sorusunun cevabı var. İyi okumalar.


Felsefe nedir?

Felsefe, sorunu “öz” e kavuşturarak çözmek için “düşünme yolunu” bulma sürecidir. 2500 yıllık bir geçmişe sahip olan felsefe, mümkün olduğunca ikna edici fikirlere ulaşmak için güçlü düşünme yollarıyla doludur. Yeni başlayanların bile anlayabilmesi için felsefi düşüncenin özünü taşıyan heyecan verici bir dizinin 1. Bölümü.

Felsefe faydalıdır

Tetsugaku’yu duyduğunuzda, birçok insanın bunun gerçek hayatta çok yararlı olmayan bir şey olduğunu ve zor ve belirsiz zorlukları düşündüğünü düşünüyorum.  Kesinlikle, “Ben neyim?” Ya da “Zaman nedir?” “Aşk nedir?” “Kelime nedir?” “Yaşamanın anlamı nedir?” Ancak, böyle bir “felsefi” soru sorarsanız, bu pek de faydalı olmaz.

Filozof olarak adlandırılanlar ilk etapta böyle çeşitli şeyleri düşünmeye yardımcı olamazlar. Bu nedenle, onunla doğru bir şekilde uğraşırsanız, açıkça söylemek zor.  Batı felsefesinin babası, Sokrates, Atina, antik Yunanistan, geçen insanlara, “Hey, sen, aşkın neyle ilgili olduğunu düşünüyorsun?”  Sokrates “Sevginin” özü “değil, sadece bir semptom” derdi. Sonunda, “Evet, anlıyorum Bay Socrates. Lütfen dikkatli ol.” Dedi.  Bir gün, Calicres adında bir politikacı Sokrates’e dedi.

Hey Sokrates, adalet nedir, erdem nedir, yetişkin bir yetişkinin tüm bunları düşünmesi saçma. Gençken felsefi olmak sorun değil, ama amca. Öyleyse, taktikler, karlar ve hayatınızdaki diğer yararlı şeyler hakkında daha fazla düşünün. “(Platon” Gorgias “)  Sokrates döneminden beri felsefenin işe yaramaz olduğuna dair birçok insan vardı.

Ama söylemeye cesaret ediyorum. Felsefe, hayatımızda benzersiz bir şekilde çok yararlı olabilir.
Örneğin, size sadece sevgi, sevgi ve yaşamın anlamını verdim. Bu özleri anlayabilirsek biraz şaşırtıcı olmaz mıydı?
Sadece şaşırtıcı değil. Bir şeyleri düşündüğümüzde bu aslında en önemli şey.
Örneğin, eğitimi düşünün. Eğer özü hakkında yeterince ortak bir anlayışa sahip olmazsak, eğitim tartışmaları son derece kafa karıştırıcı olacaktır ve her biri kendi “eğitim görüşüyle” karşı karşıya gelecektir. Aslında, ikisi arasındaki eğitim tartışmaları şiddetli yüzleşmeyle doludur.
Bu anlamda felsefenin “İlk etapta eğitim nedir?” Diye sorması çok önemlidir.
Tabii ki, filozof olmayanlar bile bazen “eğitim nedir?” Ancak, 2500 yıldır böyle bir “ilk” düşünmek için “düşünme yöntemini” iyice rafine ettiğimiz felsefesi. Dolayısıyla, bu “felsefi düşünceyi” öğrenmezsek, derinlemesine ve düşüncenin gücünde ezici bir gecikme olur.

“Özü” yakalayın

Bu nedenle, felsefenin ne olduğu sorusuna cevap verirseniz, bunun çeşitli şeylerin “özünü” yakalayan bir faaliyet olduğunu söyleyebilirsiniz.
Gerçekten yapabilir misin? Bazı insanlar böyle düşünebilir. Özellikle günümüzde, “görecelik” yaşı. Başka bir deyişle, dünyada kesinlikle hiçbir şeyin olmadığı ve her bireyin kendi bakış açısına sahip olduğu fikri yaygındır
Tabii ki, bu dünyada kesinlikle doğru olan hiçbir şey yoktur. Ancak bu ne olursa olsun “ortak bir anlayışa” ulaşamayacağımız anlamına gelmez.
Birbirimizle konuşmaya devam ettikçe, birbirimizi ikna edebileceğimiz zamanlar var, “Görüyorum ki bu çok önemli. Bu nedenle, “aşk” veya “eğitim” temasının “özünü” diyalog yoluyla derinlemesine anlayabilme olasılığı vardır.
Yine, “mutlak gerçek” ten tamamen farklıdır. Sonuna kadar, herkesin mümkün olduğunca ikna edebileceği önemli bir fikir. Bu tür şeylerin “özü” hakkında bilgi edinmek felsefenin en büyük önemidir.

İlgili Konu  Felsefi Deneme Nedir? | Deneme Örneği

Modern rölativizm çağında insanlar – hatta filozoflar – “Kesinlikle doğru bir şey yok” diyerek problemden kurtulma eğilimindedir. “İyi toplum nedir?” Ve “iyi eğitim nedir?” Gibi zor sorularla karşı karşıya kalırız.
Ancak felsefe hala “herkesin bu noktaya kadar ikna edilmesi gerektiğini” düşünüyor. Ve iyi filozoflar düşüncelerini artık daha fazla düşünemeyecekleri noktaya kadar takip ettiler ve birçoklarının fikir birliğine aktardılar.

Filozofların düşündüğü demokrasi

Örneğin, içinde yaşadığımız demokratik toplum. Kökeni, Jean-Jacques Rousseau ve GWF Hegel gibi filozoflar tarafından 200 yıl önce bulunan “iyi bir toplum” un “özünde” yatmaktadır.
O zamana kadar, insanlar savaşları tekrarlamıştı. Çoğu zaman savaşın galipleri toprağa hâkim olduğu zaman savaş başladı. Başka bir deyişle, insanlık 10.000 yıldan uzun bir süredir yaşam için zorlu bir rekabet döneminde ya da güçler tarafından yönetilen bir çağda yaşamıştır.
Bu trajik savaştan nasıl kurtulabiliriz? Bu, filozofların binlerce yıldır düşündüğü bir soruydu.
Savaş doğal bir felaket gibidir, bu yüzden ortadan kaldırılamaz. Bazı düşünürler böyle düşündü. Bazı insanlar savaşı “Tanrı’nın iradesi” olarak görüyordu.
İlkbahar-Sonbahar döneminin sonunda Çinli bir düşünür olan Konfüçyüs, insanlar ne olduklarını bilselerdi ve “şükran” a değer verirlerse sosyal düzenin istikrarlı olacağını düşündüler. Ya da Lao Tian, ​​evrendeki uyum ilkesi olan “tao” yu izleyen “masum doğa” fikrini vaaz etti.
Ancak, gerçekte herkesin “saygı” ya saygı duyması ve “masum doğa” olması o kadar kolay değildir.
Öte yandan, Avrupa’da, 17. yüzyılda Thomas Hobbs adında bir filozof ortaya çıktı ve savaşı ortadan kaldırmak istiyorsa, herkesin anlaşmasıyla yüce bir otorite yaratması ve yönetmesi gerekiyordu.
Burada önemli olan nokta “herkesin anlaşmasıdır“. Hobbes bazen teorik olarak Avrupa’nın mutlak monarşisini destekleyen kişi olarak adlandırılır, ancak bu biraz abartılıdır. Hobbes, Hobbes gibi herkes için huzurlu bir “iyi toplum” un özünü merak etti.
Ancak Hobbes’un düşüncesinin büyük bir sorunu vardı.
Şüphesiz, eğer güçlü bir insan toplumu kontrol ederse, savaş olmayacaktır. Ama sonra halkın çoğunluğu yönetilmeden özgür olacaktı.
Orada görünen Rousseau’ydu. Dedi. Hobbes, halkın iktidara uyması gerektiğini söyledi. Ama bir bakıma bunu tersine çevirmemiz gerekiyor. Başka bir deyişle, bir zamanlar yaratılan güç halkın da mutabakatına tabi olmalıdır. Güçlü insanlar tarafından değil, herkesin fikir birliği ile bir toplum inşa edelim. Rousseau şikayet etti. Ve bu modern demokratik toplumun temeli oldu.

Özgürlüğü kabul etmek

Hegel, Rousseau’nun fikirlerini miras aldı ve bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele aldı.
Neden sadece insanlar savaşa gidiyor? Hegel, bunun biz insanların “istediğimiz gibi yaşama” yani “özgürlük” arzusu olduğu için olduğunu düşündü. Bu nedenle, insanlık “özgürlüğünü” birbirine bağlıyor ve asla bitmeyecek olan ölüm kalım yarışmasına devam ediyor.
Biri kazanan ve diğeri köle olursa, savaş orada bitmez. Çünkü “özgürlük” içinde yaşamak isteyen bir kişi “özgürlük” kaybına katlanamaz. Bu nedenle, yönetilen kişi uzun vadede cetvele her zaman meydan okur. Bu şekilde, insanlık 10 bin yıldır savaşı tekrar ediyor.
Servet arzusu, güç arzusu, nefret, gurur … Savaşın birçok nedeni var. Fakat en altta, insanların “özgürlüğü” arzusu vardır. Hegel böyle tartıştı. Gerçekten de Hegel, insanlığın neden savaşı ortadan kaldıramadığının “özü” hakkında bir fikir edindi.

Felsefe ile ilgili en güzel şey, bir problemin “özünü” bu şekilde açıklığa kavuşturmak suretiyle, bunun üstesinden gelmek için bir düşünce yolu açmamızdır.
Hegel’in cevabı: Gerçekten “özgür” olmak istiyorsak, birbirimizi tartışmayı ve öldürmeyi bırakmalıyız. Buna rağmen, güçlerin ülkeyi yönetmesine izin verseniz bile, çoğu insanın “özgürlüğü” tatmin edilemez.
O zaman ne yapmalıyım? Düşünmenin sadece bir yolu var. Birbirlerinin ve birbirlerinin eşit derecede “özgür” olduğunun farkında olmak. Bu kurallara sahip bir toplum yaratmak. Belki de özgürce ve barış içinde yaşamanın başka bir yolu yoktur.
Buna “özgürlüğün karşılıklı tanınması” ilkesi denir. Modern demokrasinin dibini destekleyen prensip budur.

Rousseau ve Hegel’in fikirleri zamanın insanlarından şaşırtıcı bir fikirdi. Bir kral vardı, soylular vardı ve eşitsizlik vardı, çünkü o zaman elbette bir meseleydi.
Ancak günümüzde demokratik toplum bizim için bir normdur.
Eğer düşünürseniz, bu gerçekten harika bir hikaye. Biz insanlar savaş tarihinden çok şey öğrendik ve 10.000 yıl boyunca egemen olduk ve nihayet sadece 200 yıl önce, herkesin olabildiğince özgürce yaşayabileceği ideal toplumu kavradık. ..
Tabii ki, Japonya ve dünyada hala olgun olduğunu söylemek zor. Dünya hala terörizm ve eşitsizlik gibi büyük sorunlarla dolu.
Ancak özgürce ve barış içinde yaşamamız için, demokrasiyi tek bir ülkede ve küresel olarak daha olgun hale getirmekten başka seçenek yok. Birçok insan böyle düşünür.
Bu, filozofların röle gibi beslediği ve düşündüğü “iyi bir toplum” un özüdür.

Felsefenin gizemi

Çoğu zaman felsefenin sadece cevaplanmamış sorular hakkında düşündüğü söylenir. Ama bu tam bir hatadır. İyi filozoflar, bir önceki dönemin filozoflarının düşüncelerini miras almış ve sürekli olarak ileriye taşımıştır.
Genellikle felsefenin cevaplanmamış problemleri düşünmek olduğu söylenir. Ama bu da bir hatadır. En azından bu felsefenin sadece yarısı.
Diğer yarısı felsefenin daha önemli özüdür.
Sorun hakkında iyice düşünmek ve doğru bir şekilde “cevaplamak” tır.
Birçok kez söylediğim gibi, bu kesinlikle doğru cevap değildir. Yine de, felsefe, herkesin mümkün olduğunca ikna edebileceği bir “ortak anlayış” bulmaya devam etmiştir.

Bu seri, “sır” olarak adlandırılması gereken bu felsefenin felsefesi ile ilgilidir.
Şeylerin özünü nasıl görebiliriz? Herkesin doğru cevabı olmayan bir soru üzerinde anlaşabileceği bir “cevap” nasıl bulabiliriz?
Bu fikrin gizemini tam olarak tartışmak istiyorum.

Kaynak: http://www.webchikuma.jp/articles/-/23

Felsefe Ders Notları

YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
2 Yorum
En eski
En yeni En Çok Oylananlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Felsefe yolcusu
Felsefe yolcusu
2 ay önce

Selamlar saygılar.Sayfanızı henüz keşfetmiş olmakla beraber meselelerin özüne varmak ve hakikati aramak amacında olduğunuzu burdaki hazırlıklardan anlıyorum.Daha yazılarınızın başlığını okuyunca bile gayenizin bizlere yaşama dair,gerçeğe dair birşeyler anlatmak olduğunu gösteriyor.Çalışmalarınızın devamını diler,çıktığınız bu kutlu felsefe yolunda muvaffakiyetler dilerim.”Felsefe nedir?” çalışmamı sayfanıza koyarak beni de onurlandırmışsınız çok sağolun.Müsait olduğum zamanlarda burayı ziyaret edip yazılarınızı okuyacağım.Kolaylıklar dilerim.Sağlıcakla kalınız.

2
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x