Geleneğimizden Nezaket Örnekleri

03.05.2020
248
Geleneğimizden Nezaket Örnekleri

Kültürümüzde Allah’a (c.c.), peygamberlerine, kitaplarına büyük saygı duyulur. Kutsal değerlere, gün ve gecelere ayrı bir önem verilir. Yüce Allah’ın adı anıldığında “Celle celâluhû” denilir. Peygamberlerin isimleri zikredildiğinde salat ve selam getirilir. Camilerde davranışlara dikkat edilir ve saygısızlık yapmaktan kaçınılır. Kur’an-ı Kerim çokça okunur, yüksek yerlerde muhafaza edilir, onu öğrenene ve öğretene saygı ve sevgi beslenir.

Ramazan ayına ayrı bir hürmet gösterilir, bu ayda konuşmalarda ve davranışlarda daha dikkatli olunur. Bütün bu hassasiyetler Allah’a (c.c.) duyulan saygıdan ve kutsal değerlere gösterilen nezaketten dolayıdır. Toplumumuzda insan ilişkileri, akrabalık, komşuluk, misafirlik ve büyüklere saygı gibi konular oldukça önemsenir. Bu yüzden geleneklerimizde, bu gibi ilişkilerde uyulması beklenen birçok nezaket kuralı vardır. Bu kurallara uymayan kişilerin davranışları ayıp olarak görülür.

Nezaket kurallarına uyan, kibar ve nazik davranan kişiler ise takdir edilir, örnek gösterilir, sevilir ve saygı görür. Nezaket öncelikle aile içerisinde başlamalıdır. Özellikle anne babaya saygısızlık yapılmamalı, onlara ses yükseltilmemelidir.

Nitekim bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.“ Kültürümüzde büyüklerin olduğu ortamda uzanmak, yatmak, bacak bacak üzerine atmak hoş karşılanmaz.

Ortama yaşça büyük biri girdiğinde hemen toparlanılır ve yer verilir. İnsan ilişkilerinde mahremiyet esastır ve kimsenin evine izinsiz girilmez. Bir eve, ortama, alışveriş yapılacak mekâna girildiğinde veya tanıdık biriyle karşılaşıldığında ilk önce selam verilir ve hâl hatır sorulur.

Yaşça büyük kişilere ismiyle hitap edilmez; abi, amca, abla, yenge gibi ifadeler kullanılır. Onların olduğu ortamda konuşmalara, davranışlara dikkat edilir ve onlara hizmet edilir. Argo, kaba, küfür içeren konuşmalardan kaçınılır. Bayramlarda büyük olan akrabalar ziyaret edilir. Elleri öpülür. Bayram dışında da yaşça büyük akrabaların halini hatırını sormak önemlidir.

Sofrada herkes oturmadan yemeğe başlanılmaz, evdeki herkes sofraya davet edilir. Komşular düşünülür, yardımlarına koşulur. Evde pişirilen yemeklerden ikram edilir. Eve gelen kap, boş gönderilmemeye çalışılır. Yapılan iyiliğe teşekkür edilir, istenilmeden yapılan hatalardan dolayı özür dilenir. Geleneklerimizde misafirlere gösterilen özenle ilgili pek çok âdet bulunur.

Misafirler bütün ev ahalisi ile birlikte temiz kıyafetlerle kapıda karşılanır. Herkes “Hoş geldiniz.” diyerek misafirin gelmesinden duyduğu memnuniyeti ifade eder. Evin küçüklerinin de misafiri karşılaması, ona bu alışkanlığı kazandırmak için önemsenir. Misafirlere ikramlar hazırlanır ve özenle sunulur. En güzel şekilde ağırlanmaya çalışılan misafir yine bütün ev ahalisiyle birlikte kapıda uğurlanır.

Misafir ağırlamanın yanında misafirliğe gitmenin de kuralları vardır. Misafirliğe gidilecek olan eve mümkünse haber verilir ve müsait oldukları bir zamanda ufak bir hediyeyle gidilir. Misafir olunan evde özel eşyalar karıştırılmaz, edebe uygun bir şekilde oturulur, ayrılırken “Siz de bize buyrun.” şeklinde davette bulunulur.

Davete icabet etmek nezakettendir. Hasta ziyareti de nezaket kurallarındandır. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Müslüman’ın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmını almak, hastalandığında ziyaret etmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek ve aksırdığında Allah’tan rahmet dilemek.

buyurarak hasta ziyaretinin önemine vurgu yapmıştır. Hasta ziyaretinde onlara moral verici konuşmalar yapılır ve küçük hediyeler ikram edilir. Kültürümüzde hasta ziyaret edildiğinde onu yormamak için yanında fazla durulmaz.

Vefat eden kişinin yakınlarına taziye ziyaretinde bulunulur, onlara yardımcı olunur. Bunlar geleneğimizde en çok bilinen nezaket kurallarındandır. Toplumumuzda bu kurallara önem verilir. Çocukların da bu kurallara uygun davranmaları beklenir. Mevlânâ’nın şu güzel davranışı, birine yardım ederken bile nasıl nezaketli davrandığına örnektir: Mevlânâ’nın müritlerinden Hanende Osman çok darlık içindedir.

Mevlânâ bu durumu öğrendiğinde bir altın tedarik eder ve gelir. Bir aralık söz esnasında der ki: “Osman! Bundan önce senin bir âdetin vardı. Ara sıra bizimle musafaha ederdin. Bir müddettir bunu terk ettin. Sebep nedir?” Osman elini öpmek için kalkar. O esnada Mevlâna altınları gizlice eline sıkıştırır ve “Bu sünneti muhafaza et, buyurur.” Tarihimizin en şanlı hükümdarlarından Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’un fethiyle muzaffer olmuştu.

Hocası Akşemseddin, mühim bir şahsiyet, mübarek ve alim biriydi. İstanbul’un fethi gerçekleşince Fatih Sultan Mehmed ve Akşemseddin zafer alayı ile şehre giriyordu. Büyük komutan Fatih’in yanında hocaları Molla Gûrânî, Molla Hüsrev, Akşemseddin ve Ak Bıyık Sultan vardı.

Padişaha çiçek vermek için yollara düşen Bizanslı kızlar, hükümdarın bir delikanlı olduğunu bilemediler. Ellerindeki demetleri ak sakallı bir ihtiyar olan Akşemseddin’e uzattılar. O da “Padişah ben değilim.”, diye yanındaki genç komutanı gösterdi. Fakat Fatih: “Verin verin! Padişah benim ama o benim hocamdır.” diyerek tebessüm etti ve çiçeklerin hocasına verilmesini istedi.61 İşte bu örnek, hükümdar bile olsa Fatih’in ilme verdiği değerin ve hocasına olan nezaketinin bir göstergesidir.

Geleneklerimize baktığımızda nezaket kurallarına hassasiyet gösterildiğini ve insan ilişkilerinin önemsendiğini görürüz. Bizler dinimizin ve geleneğimizin bize bıraktığı bu incelikleri devam ettirmekle sorumluyuz.

Bununla birlikte günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle insan ilişkilerinin çeşitlendiği çok farklı ortamlar oluşmuştur. Sosyal medya ve cep telefonları yeni iletişim alanları ortaya çıkarmıştır. Bizler bu ortamlarda da dinimizden ve kültürümüzden öğrendiğimiz nezaket kurallarına uygun davranmalıyız.

Karşımızdaki kişiyi görmüyor olmak onunla iletişimimizde nezaketsiz tavırlar sergilemeyi gerektirmez. Sosyal medyada iletişim kurduğumuz kişilere karşı konuşmalarımızda dikkatli olmalı, hakaret içeren kaba, argo sözcükler kullanmamalıyız.

Mahremiyete saygı duymalı, insanların özel hayatlarını araştırmamalıyız. Yediğimiz yemeğin, aldığımız kıyafetin fotoğrafını çekerek paylaşmamalı; sahip olduğumuz imkânları gösteriş yaparak sergilememeliyiz. Çevremizdeki insanlarla ilgilenmek ve sohbet etmek yerine, cep telefonuyla ilgilenmek nezaketsizliktir. Bu davranış insanların birbirlerine olan sevgi ve saygısını azaltır.

Trafikte de nezaketi elden bırakmamak gerekir. Araç kullanırken sabırlı ve nazik davranmaya özen gösterilmeli, kornaya gereksiz yere basılmamalı, gerektiğinde yol verilmelidir.

Toplu taşıma araçlarında oturuşa ve gürültü yapmamaya dikkat edilmeli, diğer insanlar rahatsız edilmemelidir. Bütün bunlar Rabbimize, kendimize ve birlikte yaşadığımız insanlara karşı olan sorumluluklarımızın bir parçasıdır. Bize düşen de hayatımızı bu sorumluluk bilinciyle yaşamaktır.

Temel Dini Bilgiler Ders Notları

ETİKETLER:
YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x