İslam bilim tarihi araştırmalarında birincil kaynak kullanımı

İslam bilim tarihi araştırmalarında birincil kaynak kullanımı

Araştırılan ya da anlatılan tarihî olayların dönemine ait olan kaynaklara birincil kaynak denilmektedir. Birincil kaynaklar arasında o dönemde yazılmış el yazmaları, orijinal belgeler, sanat eserleri, tarihî buluntular vb. yer almaktadır. Bilimsel araştırmalarda birincil kaynakların kullanılması önceliklidir. Dolayısıyla İslam bilim tarihi ile ilgili araştırmalarda çeviri kitaplardan ziyade orijinal el yazmalarının kullanılması önemlidir. Bu durum bilimsel çalışmalara özgünlük kazandırmaktadır.

İslam bilim tarihi alanındaki birincil kaynaklar arasında İbnü’n Nedim (?-995) gelmektedir. İbnü’n Nedîm tarafından 987 yılında yazılan el-Fihrist adlı çalışma İslam dünyasında bibliyografya alanında yazılmış ilk eserdir. İbnü’n Nedîm bu eserinde çeşitli dinler, mezhepler, ilimler ve sanatlar hakkında bilgi vermiştir. Kendisinden önce yazılmış olan çok sayıda eserin adı, yazarı ve konusu hakkındaki bilgiler bu eser sayesinde günümüze kadar ulaşmıştır. Yazıldığı döneme kadar olan zaman dilimindeki düşünce, edebiyat ve bilim tarihine ışık tutan eser daha yazıldığı dönemde dünya çapında bir evrenselliği yakalamıştır. Çalışmada Orta Çağ İslam kültürü ve o dönemin edebi kişiliklerinin de yer aldığı önemli bir bilgi kaynağıdır. el-Fihrist içeriği bakımından bilim insanları tarafından bir “medeniyet arşivi” olarak görülmektedir. Eser makale adını taşıyan on bölümden oluşmaktadır. El-Fihrist’in konuları arasında; diller, Yahudilik, Hristiyanlık ve Kur’an ile ilgili yazılan kitaplar, Dilciler, Tarihçiler, Şairler, İlahiyatçılar, Fıkıhçılar, Filozoflar, Edebiyat ve Folklor, İnançlar ve Mezhepler, Simya bulunmaktadır. İbnü’n Nedim kitabının birinci bölümünün yazımı ile ilgili olarak şunları yazmıştır “Üç yüz yetmiş yedi yılının Şaban ayında hilalin gözüktüğü güne kadar kitabın el-Fihrist’in birinci bölümü için topladıklarımız bunlardır.

Mısırlı İbnü’l Kıftî (?-1248), tarih ve biyografi alanında yaptığı çalışmalarla tanınmıştır. Tarih el-Hükemâ (Filozofların Hayatı) adlı eserinde mantık, felsefe, matematik, astronomi, botanik ve tıp alanlarında çalışmış olan Eski Yunan, Süryani, İslam bilgin ve düşünürlerinin biyografileri alfabetik olarak verilmiştir. Kitap, o güne kadar Arapçaya çevrilen eserlerin adlarının geçmesi nedeni ile bilim ve kültür tarihinin önemli yapıtları arasında yer almaktadır.

Tıp alanında yaptığı çalışmalarla tanınan İbn Ebû Useybia’nın (1203-1270) en önemli eseri Tabakâti’l-ettıbbâ’ dır (Tıpçıların Hayatı). Tıp biliminin geçmişi ilk kez bu kitapta evrensel bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Kitap aynı dönemde yaşayan felsefe, astronomi, fizik, matematik ve tıp bilginlerinin çalışmalarından oluşmaktadır. Hint ve Yunan doktorları da dahil dört yüz kadar doktorun hayatından ve çalışmalarından söz edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Eser İslam dünyasının ilmî ve sosyal durumu ile ilgili bilgiler de vermektedir. İbn Ebî Useybia’nın bu eserinin dışında tıpla ilgili paragrafları ve doktor deneylerini konu alan eserleri de vardır.

Osmanlı kültür dünyasının önemli kişilerinden biri olan Kâtip Çelebi (1609- 1657) bibliyografya yazarı ve coğrafyacıdır. Keşfü’z-Zünûn (Şüphelerin Keşfi) adlı eseri önemli yapıtlardan biridir. Kâtip Çelebi bu eserinde Türkçe, Arapça ve Farsça olarak yazılmış yaklaşık on dört bin beş yüz kadar eserin dili, yazarı ve yazılma tarihi ile ilgili bilgiler vermiştir. Kâtip Çelebi, Keşfü’z-Zünûn’da bilimler hiyerarşisinin oluşumunda “konu“ların belirleyici rolü üzerinde durmuştur. Kitapta bilimler arasındaki ilişki ve ayrımları “Bir bilim diğer bilim dalı ile aynı konuya sahip olabilir. Ancak her biri bu konunun farklı yönlerini inceliyor olabilir. Mesela ‘gök cisimleri’ konusu astronomi ve gök fiziği için aynı olabilir. Astronomi bu konuyu matematik yönünden incelerken gök fiziği ise fiziksel özellikler ve ilkeler açısından ele alır.” şeklinde anlatmıştır.

Salih Zeki Bey (1864-1921) tarafından yazılan Kamus-ı Riyaziyat matematik terimleri ile ilgili alfabetik ansiklopedidir. Kamus-ı Riyaziyat’ta metre ile ilgili şöyle denilmektedir: “Osmanlı ülkesinin yeni kanunlarında resmen kabülünden sonra bazı hesap kitaplarında metreye arşın ismi verilmeye başlanmışsa da bu tabir genel olarak kabul görmemiştir.” Eserde bilimsel kavramlar açıklanmış, matematikçilerin ve gök bilimcilerin hayatı ile çalışmalarına yer verilmiştir. Eser, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunmaktadır.

YAZAR BİLGİSİ
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.