İslam Biliminin oluşumunda farklı medeniyetlerin etkisi

İslam Biliminin oluşumunda farklı medeniyetlerin etkisi

Mayıs 23, 2021 0 Yazar: Konu Anlatımı Admin

İslam biliminin oluşmasında çok farklı medeniyetlerin etkisi vardır. Mısır, İran, Irak, Anadolu gibi bölgelerde kurulmuş olan bu medeniyetler çok gelişmiş kültürel birikimlere sahipti. Bu bölgelerde bulunan kültürel birikimler çoğu zaman iç içe geçmiş ve medeniyetler birbirlerini etkilemiştir. VII ve VIII. yüzyıldan itibaren bu bölgeleri ele geçiren Müslümanlar fethettikleri yerlerdeki gelişmiş kültürel birikimlerden faydalanma yoluna gitmişlerdir.

Nil Nehri’nin bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olan Mısır medeniyeti; astronomi, geometri, tıp, resim ve mimari alanında oldukça gelişmiştir. Mısır’ın İskenderiye şehri, Antik Yunan ve Helenistik biliminin İslam bilimine etkisinde önemli bir merkez olmuştur.

Sümerler tarafından yazının bulunması ile beraber matematik, tıp, astronomi, mitoloji ve dinle ilgili geniş bir literatür ortaya çıkmıştır. Sümerlerden sonra kurulan Babil uygarlığı özellikle matematik ve astronomi alanında ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Babil uygarlığı, İran’dan yapılan çevirilerle İslam bilimine etki etmiştir.

Antik Yunan bilimi Mısır, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarından büyük ölçüde etkilenmiş, bu uygarlıklara ait bilgileri yeniden yorumlamış ve geliştirmiştir. Antik Yunan bilimi özellikle felsefe, tıp, matematik ve astronomi alanında oldukça gelişmiştir.

Antik Yunan’a ait kitapların VII ve VIII. yüzyılda Müslüman bilim insanları tarafından Arapçaya çevrilmesi ile İslam bilimi hızlı bir gelişme göstermiştir. IX. yüzyılda Bağdat’ta kurulan Beytü’l Hikme’de (Bilgelik Evi) Yunancadan Arapçaya çevrilen eserler Antik düşüncenin İslam dünyasına aktarılmasına büyük katkı sağlamış; felsefe, tıp, matematik ve astronomi gibi dallarda yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Yunancadan Arapçaya çevrilen eserler, İslam dünyasındaki bilimsel gelişmelerde diğer dillerden çevrilen eserlere kıyasla daha etkili olmuştur. Bu eserler arasında Hipokrates’ın (Hipokrat) Aforizmalar, Platon’un Devlet; Aristotales’in (Aristo) Organon, Oluş ve Bozuluş, Gök Olayları ve Ruh; Ptolemaios’un (Batlamyus) Almagest, Coğrafya, Optik; Galen’in (Galen) Canlı Hayvan Teşhiri, Organların Yararları yer almaktadır.

Antik Yunan kültürünün devamı olan Helenistik Dönem’in sonuna doğru mezhep kavgaları artmış, Hristiyanlık içinde tartışmalar başlamıştır. Bu tartışmalardan kaçan bazı bilim insanları Antakya, Harran, Nusaybin gibi bilimsel çalışmaların daha yoğun olduğu şehirlere göç etmiştir. Bu bilim insanları, önce İran’ın Cündişâpûr şehrinde sonra da Müslümanların idare ettikleri Bağdat, Şam gibi şehirlerde çalışmalarını sürdürerek Helenistik felsefenin İslam dünyasında tanınmasında rol oynamıştır.

Roma uygarlığı kurulduğu coğrafya sayesinde Yunan kültürünün devamı olmuş, bu uygarlığı Orta Çağ’a taşımıştır. Roma medeniyeti, Yunan kültürü ile İslam kültürü arasında köprü olmuştur. Roma medeniyetinde felsefe, mekanik, tıp ve mimarlık oldukça gelişmiştir.

İslam medeniyeti mimari başta olmak üzere farklı alanlarda Roma medeniyetinden etkilenmiştir. Adana’da doğan Romalı bilim insanı Dioskurides’in (Diskoridis) Materia Medica (Tıbbi Malzemeler) adlı eseri Kitab’ül Haşayiş adıyla Arapçaya çevrilmiştir. İslam biliminin gelişmesinde Fars kültürünün (İran) önemli bir yeri vardır. İran’ın önemli kültür merkezlerinden olan Cündişâpûr şehrine Antakya’dan göç eden çok sayıda sanatçı, bilim insanı yerleştirilmiştir. İran‘ın farklı bölgelerinde bulunan Hristiyan bilim insanları da buraya yerleşerek çalışmalar yapmıştır. Burada felsefe, tıp ve diğer bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Hz. Ömer döneminde barış yoluyla İslam topraklarına katılan Cündîşâpûr Müslümanların eline geçtikten sonra da önemini korumuştur. Burada yetişen doktorlar Emevi ve Abbasi saraylarında itibar görmüşlerdir. Yunanca, Latince ve Hintçe kitaplar Farsçaya çevrilmiştir. Cündişâpûr’da bulunan eğitim merkezlerinde Fars, Arap ve Grek asıllı araştırmacılar ile çok sayıda Hintli bilim insanı çalışmıştır.

Hint bilimi İslam biliminin şekillenmesinde etkili olmuştur. Hint astronomisi, Brahmagupta’nın Siddhanta adlı eserinin Arapçaya tercüme edilmesi ile İslam bilim insanları tarafından tanınmıştır. Hindistan‘dan gelen bilim insanları, Bağdat ve diğer İslam şehirlerinde çalışma ve araştırmalar yaparak medeniyetler arasındaki etkileşimi artırmıştır.

Çin kültürü ile İslam kültürü arasındaki etkileşim 751 yılında yapılan Talas Savaşı ile başlamıştır. Müslümanlar kâğıt, pusula ve barutun yapılmasını Çinlilerden öğrenmiştir.

Türkler X ve XI. yüzyıldan itibaren yaptıkları bilimsel çalışmalar ile İslam biliminin gelişmesine katkı sağlamıştır.