Kur’an-ı Kerim’den Nezaket Örnekleri

03.05.2020
399
Kur’an-ı Kerim’den Nezaket Örnekleri

İslam’da nezaketin temel kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetidir. Hz. Peygamberin örnek yaşantısına şahit olan; onun güzel ahlakını kendilerine rehber edinen sahabenin söz ve davranışları da İslam’da nezaketin nasıl olması gerektiğini bizlere gösteren kaynaklardandır.

Yüce Allah, insanı en güzel biçimde yaratmıştır. Bu durumu “Biz, insanı en güzel şekilde yarattık.” ayetiyle bizlere bildirilmiştir. Yüce Allah, yaratılışı itibariyle güzel olan insandan, kulluk görevini de en güzel şekilde yerine getirmesini ister. İnsan, ahlakını güzelleştirmek ve iyi davranışlarda bulunmakla sorumludur.

Yüce Allah, bizlere dinî ve ahlaki sorumluluklarımızı bildirmek ve doğru ile yanlışı göstermek için peygamberler göndermiştir. Peygamberler kavimlerinin en seçkin, en nezaketli ve ahlakı en üstün kişileri olmuşlardır.

Nitekim Peygamber Efendimizin ahlakı Kur’an-ı Kerim’de şöyle övülmüş ve inananlara örnek gösterilmiştir: “Muhakkak ki sizden Allah’a ve ahiret gününe kavuşacağını uman ve Allah’ı çokça zikreden kimseler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.

Yüce Allah, Peygamber Efendimizin üstün bir ahlaka sahip olduğunu ve âlemlere rahmet olarak gönderildiğini insanlara bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünneti güzel ahlakın nasıl olması gerektiği konusunda bizlere yol gösterir.

Peygamberimiz hem Allah’a (c.c.) karşı hem de insanlara karşı Kur’an’ın emrettiği nezaket kurallarına daima uygun hareket etmiştir. Çünkü nezaket kurallarının en temel hedefi ahlakımızı güzelleştirmektir.

Dolayısıyla Kur’an’ın emrettiği nezaket kurallarına uymak hem ahlaklı olmanın gereklerinden biridir hem de bu kurallara uymamak Allah’ın emrine uymamak anlamına geleceği için haramdır.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan nezaket kuralları birkaç başlık altında ele alınabilir:

Rıfk

Rıfk, bir Müslümanda bulunması gereken incelik, naziklik, yumuşak huyluluk ve kibarlık gibi ahlaki özelliklerdir. Yumuşak huyluluk, güzel ahlakın ve hoşgörünün işaretidir. Yumuşak huyluluk, kalpleri birbirine yaklaştırırak kin ve nefreti giderir. Peygamber Efendimizin yumuşak huyluluğu bunun en güzel örneğidir.

Peygamber Efendimiz, yumuşak huyluluğun hangi işte bulunursa onu güzelleştireceğini, bulunmadığı yeri de çirkinleştireceğini belirtmiştir.

Yüce Allah, Peygamberimizin insanlar karşısındaki bu tutumunu şöyle dile getirmiştir: “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi.Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için dua et…” Yüce Allah, peygamberlere tebliğ vazifelerini yerine getirirken insanlara yumuşaklıkla davranmalarını emretmiştir.

Hz. Musa’ya (a.s.) kendisine düşmanlık eden Firavun’a karşı bile yumuşak davranması gerektiğini şöyle bildirmiştir: “Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

Sözü Güzel Söylemek, Sözünde Durmak ve İyilik Etmek

Yüce Allah, peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajlarla her çağda ve toplumda ahlaka yön vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, ‘Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin.’ diyerek söz almıştık…” buyrulmuştur.

Yüce Allah bu ayette, verilen sözlerin tutulması gerektiğini bildirmiştir. Kulluğun insanlara iyilik etmekten geçtiğini belirtmiştir. Yüce Allah, bu şekilde ana-babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik etmek; insanlara nezaketle davranmak konusunda bize yol göstermiştir.

Rabbimiz, bir başka ayette de bizleri şöyle uyarmaktadır: “Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.

Alay Etmemek, Zandan Kaçınmak ve Kusurları Örtmek

İnsanları alaya almamak ve küçük düşürmemek de Kur’an-ı Kerim’de emredilen nezaket kurallarındandır. Yüce Allah, insanlara her ne sebeple olursa olsun lakap takmayı, onları hoş olmayan şekilde anmayı ve aşağılamayı yasaklamıştır.

Bununla ilgili olarak bir ayette: “Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın…” buyurmuştur.

Yüce Allah ayetin devamında ise zan, gıybet, iftira, yalan, riya, başkalarının kusurunu araştırma gibi nezakete uymayan bütün davranışları da yasaklamıştır.

Yüce Allah, bu gibi davranışlar karşısında inananları şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.

Yüce Allah, bu ayetlerle insanların arasını bozan ve nezaketi ortadan kaldıran bazı davranışları bildirmiş ve bu davranışlardan sakınılmasını istemiştir. Kur’an-ı Kerim’de bu davranışlarla ilgili olarak “Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplamış ve onu sayıp durmuş olan herkesin vay haline! O, malının kendisini ebedî kılacağını zanneder.” buyrulmuştur.

Dedikodu yapmak ve başkalarının kusurlarını araştırmak insanın kişilik ve onuruna zarar veren davranışlardır. Kur’an-ı Kerim’de gıybet eden, başkalarının kusurlarını araştıran, zenginlik ve servet çokluğuyla gururlanan; fakirlik korkusundan malını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayan kimseler kınanır. Bu davranışlar, toplumun huzurunu da zedeler. Yüce Allah, bu sebeple bireye ve topluma zarar veren bu tür davranışları yasaklar.

Başkasına Ait Alanlara İzinsiz Girmemek

Kur’an-ı Kerim’de bildirilen bir diğer nezaket örneği de izin almadan başkasına ait bir alana girmemektir. Müslümanlar bu konuyla ilgili olarak bir ayette şöyle uyarılmıştır: “Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyin. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir. Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. ve eğer size ‘geri dönün’ denirse o takdirde geri dönün. O, sizin için daha temizdir (uygundur). ve Allah, yaptığınız şeyleri en iyi bilendir.

Böylece Yüce Allah, bir yere girileceği zaman selam vermenin hem gerekli hem de nezakete uygun bir davranış olduğunu bizlere bildirmektedir.

Anne Babaya Hürmet Etmek

Kur’an-ı Kerim’e göre özen gösterilmesi gereken konulardan biri de anne babaya yönelik davranışlardır. Yüce Allah “…Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın…“ buyurarak onlara karşı iyilikle muamele edip, şefkat ve merhametle davranmayı emreder. Peygamber Efendimiz de Allah’ın (c.c.) rızasının anne babanın rızasından geçtiğini vurgulayarak şöyle buyurmuştur:

Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır. Rabbin öfkesi ise anne babanın öfkesine bağlıdır.

İnsanları nezaketle birbirine yaklaştıran her davranış değerlidir. İslam; insanların tatlı dilli, güler yüzlü, cömert, merhametli, nazik ve zarif olması için belli başlı ilkeler ortaya koyar. Yüce dinimiz yürümenin, bakmanın, konuşmanın, yeme içmenin, giyinmenin, selamlaşmanın, komşuluğun ve arkadaşlığın nasıl olması gerektiği gibi pek çok konuda bizlere yol gösterir.

İyiliğe iyilikle karşılık vermeyi, kötülüğü iyilikle savmak gerektiğini, özür dilemeyi, hataları affetmeyi, şefkati, merhameti, cömertliği, adaleti ve daha pek çok nezaketli davranışı bizlere emreder. Yüce Allah, bizlere her durumda ve herkese karşı nezaketli olmayı emretmiştir.

Bizler de Allah’a (c.c.) olan sevgi ve bağlılığımızı, O’nun bizlere sunduğu ahlaki güzelliklerle kendimizi donatarak göstermeliyiz. Kur’an ve sünnet merkezli nezaketi benimsemeli; her ikisine de ters düşmeyen tüm güzel davranışlarla ahlakımızı güzelleştirmeliyiz. Böyle davranmanın Allah’ın emri ve dolayısıyla farz olduğunu, aksi davranışların ise haram olduğunu unutmamalıyız.

Nezaketi yalnızca insanlara karşı yapılması gereken davranışlar olarak algılamamalıyız. Unutmamalıyız ki nezaket hem Allah’a (c.c.), hem kendimize hem başkalarına hem de diğer canlılara karşı sorumlu olduğumuz bir değerdir. Bu nedenle nezaket kurallarına aykırı davranışlarımızın aynı zamanda kul hakkı kapsamına girdiğini unutmamalı, hayatımızın her anında Rabbimizin rızasına ve nezaket kurallarına uygun davranmaya özen göstermeliyiz.

Temel Dİni Bilgiler Ders Notları

ETİKETLER:
YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x