Tanzimat Dönemi Meclisleri ve Bu Meclislerin Önemi

Tanzimat Dönemi Meclisleri ve Bu Meclislerin Önemi
Tanzimat Dönemi meclisleri
Tanzimat Dönemi meclisleri

Şemadan da anlaşılacağı gibi bu dönemde yürütme ve yargı birbirinden ayrılmış ve yargının bağımsızlığı sağlanmıştır. Tanzimat Fermanı’yla ilan edilen maddelerin uygulanması için taşra yönetiminde de değişikliklere gidilmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmıştır.

Ferman herkesten eşit vergi alınmasını öngördüğü için İltizam Usulü kaldırılmış ve vergiler merkezden gelen memurlar tarafından toplanmıştır. Osmanlı Devleti, merkezin denetim ve kontrolünü artırmayı amaçladığı için 1840, 1864 ve 1871 yıllarında yayımlanan Vilayet Nizamnâmeleri ile çeşitli düzenlemelere gitmiştir.

Devlet yetkilileri daha merkezî bir yönetim anlayışını devreye sokmak ve Islahat Fermanı neticesinde Müslümanların eşitlikten; gayrimüslimlerin de askerlik meselesinden dolayı ortaya çıkan olumsuz tepkilerini önlemek amacıyla, 1871 yılında yeniden idari düzenlemeye gitmiştir.

Osmanlı taşra teşkilat
Osmanlı taşra teşkilat

Osmanlı aydınları XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyadaki anayasal gelişmelerden etkilenmiş, Genç Osmanlılar Cemiyeti’ne üye olan bu aydınlar, Osmanlı Devleti’ne Batı’daki anayasal nitelikleri kazandırmak için çalışmışlardır.

Tanzimat ve Islahat fermanlarından istedikleri sonuçları alamayan Osmanlı aydınları, meşrutiyet yönetimine geçişle birlikte dağılmaktan kurtulacaklarına inandıkları için II. Abdülhamit’i tahta çıkarıp meşrutiyetin ilan edilmesini sağlamışlardır.

Meşrutiyetin ilanı ile birlikte halk yönetime katılmış, meclis ise iki kısımdan oluşmuştur. Yeni açılan bu meclislerde Ayan Meclisi’nin üyelerini padişah, Mebusan Meclisi’nin üyelerini ise halk seçmiştir.

Meclis-i Umumi
Meclis-i Umumi

II. Abdülhamit tahta çıkınca Şûra-yı Devlet’te (Danıştay) bir komisyon oluşturmuş, Sadrazam Mithat Paşa başkanlığındaki 28 kişilik bu komisyon, ilk Türk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi (1876) hazırlamıştır. Hazırlanan bu yeni Anayasa, 23 Aralık 1876’da II. Abdülhamit tarafından kabul edilmiş, böylece Osmanlı Devleti’nde artık Meşruti Monarşi yönetimi başlamıştır.

1877-1878 tarihleri arasında çıkan Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında azınlık milletvekilleri olumsuz tutumlar sergileyince II. Abdülhamit meclis çalışmalarını askıya almıştır. Batı’daki gelişmeler, II. Abdulhamit’in yönetim anlayışı ve devletin içinde bulunduğu siyasî, askerî, idarî ve iktisadî durum karşısında Jön Türkler, devletin kurtuluşunun meşruti idarede olacağına inanmışlardır.

Bu inançlarını gerçekleştirmek için de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurarak tekrar meşrutiyetin ilan edilmesi için faaliyetlere başlamışlardır. II. Meşrutiyet’in ilanı (23 Temmuz 1908) ile tekrar parlamenter ve anayasal düzene geçilmiş ve böylece çok partili dönem başlamıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin etkili olduğu bu dönemde, Serbesti gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi Galata Köprüsü üzerinde öldürülünce siyasi hava ittihatçıların aleyhine dönmüştür.

Bu olaydan sonra İstanbul’daki avcı taburları ayaklanmış, 13 Nisan 1909 (31 Mart Olayı) tarihinde İstanbul’da isyan başlamıştır. Tarihte 31 Mart Vakası diye geçen bu olay üzerine Selanik’ten gelen Hareket Ordusu, 25 Nisan 1909’da İstanbul’a girerek isyanı bastırmış ve II. Abdülhamit’i tahttan indirerek yerine kardeşi V. Mehmet Reşat’ı tahta çıkartmıştır.

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Notları

YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x