Türklerin İslamiyet’e Geçişi

29.09.2020
242
Türklerin İslamiyet’e Geçişi

Hz. Ömer döneminde İslam Devleti İran’daki Sâsânî Devleti’ne son verdi. Bu olay sonucunda Müslüman Araplar ve Türkler sınır komşusu oldu. Emevi Devleti döneminde Orta Asya yönünde ilerleyen Araplar, Türk topluluklarından biri olan Türgişlerle uzun yıllar mücadele ettiler. II. Kök Türk Devleti’nin kuruluş yıllarında Emeviler, Türklerin yoğun olarak yaşadıkları Maveraünnehir bölgesinde fetihlere başladı. Emevi Devleti’nin uyguladığı Arap milliyetçiliği politikası Türklerin İslamiyet’ten uzak durmalarına neden oluyordu. Türkler, yönetimde daha adil ve eşit hareket eden Abbasi Devleti döneminde İslamiyet’e ilgi duymaya başladılar.

İslamiyet’ten önce Türklerin inancı ve yaşamıİslamiyet’teki inanç ve yaşam
Gök Tanrı inancı vardır.Allah inancı vardır.
Gök Tanrı her şeyi yaratmış olup en yüksektedirHer şeyin yaratıcısı Allah’tır.
Kut anlayışı vardır. Türklere göre hükümdarı Gök Tanrı görevlendirir ve hükümdar, tanrının temsilcisidirHz. Muhammed (s.a.v.), İslam dinini yaymak için Allah tarafından görevlendirilmiştir.
Ölümden sonra yaşamın devam ettiğine inanılırdı.Öldükten sonra yeniden dirilme anlamına gelen ahiret inancı vardır.
Dünyada yapılan iyiliğin ödüllendirileceği, kötülüğün ise cezalandırılacağı inancı vardıCennet ve cehennem inancı vardır.
Toplumda yardımlaşma duygusu, ahlaklı ve temiz olmak önemliydi.İyilik yapmak, anlayışlı olmak, ahlaklı bir yaşam tarzı benimsemek ve temiz olmak çok önemlidir.
Cihana hâkim olma anlayışı bulunurdu.Gaza ve cihat anlayışı vardır.
İslam öncesi ve sonrası farkları

Emevi Devleti ve Kök Türklerin yıkılmasını fırsat bilen Çinliler, ticaret amacıyla kullanılan İpek Yolu’nu ele geçirmek için Orta Asya’da yayılmaya başladılar. Çinliler ile Abbasi Devleti artık komşu olmuşlardı. İki devlet arasında 751 yılında Talas Savaşı meydana geldi. Bu savaş sırasında Türkler, Abbasilere yardım ettiler. Türklerin yardımıyla Abbasi Devleti bu savaşı kazandı. Böylece Orta Asya’daki Çin tehlikesi ortadan kalktı. İslamiyet, Orta Asya ve Hindistan’a doğru yayılmaya başladı. Müslümanlar Çinlilerden kâğıt yapma tekniklerini öğrendi ve kültürel alanda gelişti.

Talas Savaşı sonrasında Abbasiler, Türkleri ordu ve devlet yönetiminde önemli görevlere getirdi. Abbasi halifesi Mutasım, Bağdat yakınlarında sadece Türklerin yaşaması için Samarra şehrini kurdurdu. Bu gelişmelerden sonra İslamiyet Türkler arasında hızla yayılmaya başladı.

Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri ile birlikte siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda değişimler meydana geldi. Türkler İslamiyet’teki gaza ve cihat anlayışını benimsediler ve İslam uğruna fetihlere öncülük etmeye başladılar. Göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçtiler. Şehirler kurup tarım ve ticaretle uğraşmaya başladılar.

İslamiyet’in etkisiyle Türkler arasında kültürel değişimler hız kazandı. Dil, edebiyat ve sanat alanında yeni çalışmalar ortaya konuldu. Semerkant, Buhara, Taşkent ve Horasan gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehirler ilmî açıdan İslamiyet’i temsil etmeye başladılar. Bu şehirlerde çeşitli ilim ve kültür merkezleri açıldı. İbn-i Sina, İmam Buhârî, Bîrunî, Kâşgarlı Mahmut, Ahmet Yesevî ve Yusuf Has Hacip gibi bilim, din ve edebiyat alanlarında çalışmalar yapmış bilim insanları yetişti. Kültürel gelişme ve değişmelerin hızlı meydana geldiği İslam coğrafyasında toplum içinde din ve bilim insanları itibar görürdü. Ayrıca insanlar arasında sıkı bir yardımlaşma ve dayanışma vardı. Yardıma muhtaç kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli hayır kurumları oluşturuldu.

Türkler, İslam dünyasındaki iç çekişme ve kargaşa ortamına son vererek Müslümanları halifenin etrafında birleştirdiler. İlerleyen yıllarda Türkler İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlendiler. Medrese, zaviye, cami, darüşşifa ve mescitler yaparak İslam kültür ve medeniyetinin gelişmesine katkıda bulundular. Bu amaçla Türkler, Nizamiye Medreselerini kurdular; burada bilim insanları, devlet adamları, mimarlar ve komutanlar yetiştirdiler.

Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra da yeni devletler kurmaya devam ettiler. Şimdi ilk Türk-İslam devletlerinden Karahanlıların ve Gaznelilerin siyasi, sosyal ve kültürel özelliklerini inceleyelim.

Türklerin İslamiyet’i Kabulü

Karahanlılar Devleti (840-1212)

Karahanlılar, Orta Asya’da kurulan ilk Türk-İslam devletiydi. Karluk, Yağma ve Çiğil gibi Türk boylarının bir araya gelmesiyle kuruldu. Devletin kurucusu Bilge Kül Kadir Han’dı. Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet devletin resmî dini olarak kabul edildi. Bu gelişmeden sonra İslamiyet Türkler arasında hızla yayıldı.

Karahanlılar Devleti Haritası (840-1212)
Karahanlılar Devleti Haritası (840-1212)

Karahanlılar milliyetçi bir devlet özelliği taşımaktaydı. Türkçeyi resmî dil olarak kabul ettiler. Türk-İslam tarihindeki ilk medrese, ilk vakıf ve ilk posta teşkilatını kurdular. Ticaretin gelişmesi için Ribat adı verilen kervansarayları inşa ettiler.

Karahanlılar, Orta Asya Türk devletlerinde olduğu gibi yönetimde doğu ve batı olmak üzere ikili yönetim esasını benimsediler. Devlet işlerinin görüşüldüğü yer, İslamiyet’in kabulüyle beraber “divan” olarak adlandırıldı. Bu dönemde kültürel alanda önemli çalışmalar yapıldı. Edebiyat alanında ilk Türk-İslam eserleri Karahanlılar döneminde yazıldı. Kutadgu Bilig, Dîvânü lugāti’t-Türk, Atabetül Hakayık ve Divan-ı Hikmet bunlara örnektir.

Kutadgu BiligKutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip tarafından Uygur alfabesiyle yazılmıştır. Türk-İslam edebiyatının ilk yazılı örneğidir. Mutluluk veren bilgi anlamına gelmektedir. İdeal bir devlet yönetim sisteminin nasıl olması gerektiğini açıklayan öğretici bir eserdir.
Dîvânü lugāti’t-TürkDîvânü lugāti’t-Türk, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. Büyük Türkçe Sözlük anlamına gelmektedir. Bu eser yalnızca bir sözlük değil aynı zamanda Türk tarihinin en zengin bilgi kaynaklarından biridir.

Yusuf Kadir Han döneminden sonra Karahanlılar ikiye ayrılmış ve diğer devletlerin egemenliği altına girmişlerdir.

Gazneliler Devleti (963-1187)

Samanoğulları Devleti Valisi olarak görev yapan Alp Tigin kendisine bağlı kuvvetlerle beraber Gazne şehrini ele geçirdi. Bağımsızlığını ilan ederek Gazneliler Devleti’ni kurdu. Gazneli Mahmut zamanında devlet en parlak günlerini yaşadı. Gazneli Mahmut Karahanlılarla birlikte Samanoğulları Devleti’ne son verdi. Abbasiler Büveyhoğulları’nın baskısından kurtulmak için ondan yardım istediler. Gazneli Mahmut, bu isteği yerine getirerek Abbasi halifesini bu baskıdan kurtardı. Abbasi halifesi bu hizmetinden dolayı Gazneli Mahmut’a “sultan” unvanını verdi. Böylece sultan unvanını kullanan ilk Türk hükümdarı Gazneli Mahmut oldu.

Gazneliler Devleti Haritası
Gazneliler Devleti Haritası

Gazneli Mahmut bilim ve sanata önem veren bir hükümdardı. Sarayında dönemin önemli bilginlerini toplamıştı. Bîrunî’de bunlardan biriydi. Gazneli Mahmut, Bîrunî için “Sarayımın en değerli hazinesi” ifadesini kullanmıştı.

Gazneli Mahmut, Hindistan üzerine on yedi sefer düzenledi. Kuzey Hindistan’ı topraklarına katarak bu bölgede İslamiyet’in yayılmasını sağladı. Bu seferler sırasında büyük ganimetler ele geçirildi. Gazneliler başka bir Türk devleti olan Büyük Selçuklu Devleti’yle Dandanakan Savaşı’nı yaptılar. 1040 yılında yapılan bu savaşı kaybeden Gazneliler yıkılma sürecine girdi.

YAZAR BİLGİSİ
Recep Bayoğlu
Hayatını internete adamış biri olarak, hedefim bilgiyi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu amaca istinaden her türlü bilgi paylaşımını KonuAnlatimi.Net üzerinde yapıyorum. Umarım içeriklerim tüm ziyaretçilerim için faydalı olur.
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşünceleriniz önemli, lütfen yorum yapın.x
()
x